1. HABERLER

  2. AFYON HABER

  3. Azmin Işığıyla Başarıya Koşan Görme Engelli Öğretmen
Azmin Işığıyla Başarıya Koşan Görme Engelli Öğretmen

Azmin Işığıyla Başarıya Koşan Görme Engelli Öğretmen

Afyonkarahisar’da yaşayan görme engelli öğretmen Muhammet Mustafa Başyiğit, başarılı dolu hayatıyla dikkat çekiyor.

A+A-

Günümüzde sürekli gündemde tutulmaya ve toplumda farkındalık oluşturulmaya çalışılan en önemli konulardan biri; Engelliler. Engelli bireyler için her geçen gün hayatı kolaylaştıracak çözümler üretilmeye çalışılıyor. Toplumun bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalar yapılıyor. Günümüzde bu konu önem kazanmaya başlasa da bundan yıllar önce çok kısıtlı imkanlarla başarıya yürüyen insanlar da var. Türkçe Öğretmeni Muhammet Mustafa Başyiğit gibi.  Yüzde 90 görme engelli olan Türkçe Öğretmeni Muhammet Mustafa Başyiğit, başarı dolu hayat hikayesini büyük bir içtenlikle anlattı. 

En büyük destecisi ailesi

Hayatı, azminin ışığı ile gören Muhammet öğretmen, 4 Aralık 1987 yılında dünyaya geldi. Zorluklarla dolu mücadelesinden galip gelen Muhammet öğretmen, şuanda Özlem Özyurt Ortaokulu’nda Türkçe öğretmeni olarak görev yapıyor. Yüzde 10’luk görebilme yeteneği ile en kutsal mesleklerden birini icra eden Muhammet öğretmen hayat hikayesini şöyle anlatıyor: “Ben görme engelliyim. Engel demek her hangi bir vücut unsurunun tamamını veya bir kısmını doğuştan veya sonradan kaybedilmesi demektir. Ben de yüzde 90 görme engelliyim. Yüzde 10 oranında görme durumum var. ailemin de büyük desteği ile bu günlere geldim, öğretmen oldum. Biz 3 kardeşiz üçümüz de engelliyiz. Babam ve annem biz doğduktan sonra umutsuzluğa kapılmamışlar. Biz çocuklarla ne yapacağız bu çoklarla nasıl başa çıkacağız diye düşünmemişler. En baştan bizden utanmamışlar tam aksine bağırlarına basmışlar.”

“Yüzde 10’luk görme oranım bana büyük kolaylıklar sağlıyor”

Muhammet öğretmen, kendisine yönelttiğimiz “Günlük hayatınızda ne tür zorluklarla karşılaşıyorsunuz?” Soruna şöyle yanıt verdi: “Günlük işlerimi hallederken yüzde 10’luk görme oranım bana büyük kolaylıklar sağlıyor. Hiç görmemekten daha iyi durumdayım. Fakat yazıları okumak veya gelen dolmuş üzerinde yazıları okumak gibi konularda çok sıkıntı yaşıyorum. Görme engelli olmak günlük hayatta sıkıntıları beraberinde getiriyor. Fakat bunun üstesinden gelebilmek de insanın kendisiyle ilgili olan bir şey. Nasıl düşünürseniz öyle oluyor.”

“Her zaman insanların içindeydim”

Görme kaybının kendisine engel olmadığını ifade eden Muhammet öğretmen, azimli kararları ile herkese örnek olacak bir hayat hikayesine sahip. Kendisinden sonra diğer 2 kardeşinin de engelli olduğuna dikkat çeken Başyiğit; “Benim küçüklüğüm sokaklarda geçti. Yani ben her zaman insanların içindeydim. İlk önce ailem bizim için bir okul arayışına girmiş. Görme engelliler ilköğretim okulları var. Ankara’da olan bir okula yazdırdılar beni. Sonra İzmir Aşık Veysel Görme Engelliler İlköğretim Okulu’nda eğitimimi tamamladım. Daha sonra liseye geçtim. Görme engelliler için bir lise yoktu. Zaten bunun olmasına da gerek yok. Çünkü biz sadece görme engelliyiz. Diğer insanlardan ayrıştırılacak bir durumda değiliz.” diyerek aslında engelin düşüncelerde olduğuna dikkat çekti.

“Babam ders notlarını ses kaydı yapıyordu ben de dinliyordum”

Hayatı boyunca karşılaştığı zorluklara rağmen her zaman azimle hareket eden Muhammet öğretmen, sınavlara nasıl hazırlandığını şöyle anlattı: “Öğretmenlerimiz her zaman bana anlayışlı yaklaştı. Başarılı bir şekilde lise eğitimimi de tamamladım. Daha sonra üniversite sınavlarına hazırlandım ve Gazi Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği bölümünü kazandım. Üniversiteye nasıl hazırlandığıma gelince; babam soruları okuyup sesini kaydediyordu. Ben dinleyip soruları çözüyordum. Babam gece sabaha kadar sesini kaydediyordu. Ben akşama kadar o sesi dinleyip soruları çözüyordum. Deneme sınavlarına babamla beraber gidiyordum. Babam bana soruları okuyordu ben çözüyordum. Bu çalışmanın ardından sınavı kazandım.” 

“En büyük sıkıntım yazı tahtasıyla iletişimimdi”

2010 yılında Üniversiteden mezun olan Muhammet öğretmen, üniversitede eğitimi döneminde sıkıntılarla karşılaştığını ve yaşadığı sıkıntıları kısa zamanda atlattığını ifade etti. Öğrencilik yıllarının detaylarından bahseden Başyiğit şöyle konuştu: “En büyük sıkıntımız tahtayla iletişimimizdi. Yanımdaki arkadaşımdan yardım isteyerek veya öğretmenimizin yazdığı şeyi sesli olarak belirtmesini isteyerek bu sorunu da çözdük. 2010 yılında üniversiteden mezun oldum. Daha sonra sınava girdim. Öğretmenliğe hak kazandım. Böylelikle öğretmenlik hayatım başladı.”

“Teknoloji sayesinde işimizi daha kolay yapıyoruz”

Muhammet öğretmen, yüzde 90’lık görme kaybına rağmen en kutsal mesleklerden birini seçmiş. Öğretmenlik mesleğinin kendisi için çok önemli olduğunu kaydederek, meslek hayatının başlarında yaşadığı sıkıntıları dile getirdi. Başyiğit: “Öğretmenlik üniversitede öğrenilen bir şey değil. Meslek okulda öğrenilmiyor. Meslek daha çok iş başındayken öğreniliyor. Mesleğinin ilk yıllarında zorluklarla karşılaştım. Teknoloji ile birlikte yaşadığım zorlukları aştım.  İlk başta bir tedirginliğimiz bocalamamız oldu. Çünkü hiç bilmediğiniz insanlarla karşı karşıyasınız ve bu işi ilk defa yapıyorsunuz. Her öğretmen kendi sistemini geliştirir. Biz de aynısını yaptık. Fakat bizim sistemimiz biraz daha farklı bir sistem. Daha fazla teknolojiyi kullanarak ders anlatıyoruz. Akıllı tahtalar, projeksiyon cihazları ve bilgisayarla sayesinde biz işimizi daha kolay yapabiliyoruz” ifadelerini kullandı.

“Öğrencilerimden hiç tepki görmedim”

Görme engelli bir öğretmen olarak öğrencilerinden yanlış bir hareket görmediğini dile getiren Muhammet öğretmen, yetişkinlere biraz sitemli. İlk girdiği sınıf öğrencilere ilk olarak engelinden bahsettiğini ifade eden Başyiğit konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bir süre sonra öğrenciler bize biz de öğrencilere alışıyoruz. Böylelikle güzel bir birliktelik çıkıyor. Öğrencilerden hiç tepki görmedim. Aksine öğrenciler meraklı oluyor. Öğrenciler bizim kabartma alfabemize çok meraklı oluyorlar. Sürekli çeşitli sorular soruyorlar. Ben ilk girdiğim sınıflarda görme engelli olduğumu nasıl bir eğitim süreci izleyeceğimizi ya da buralara nasıl geldiğimiz kendilerine anlatıyorum. Bana karşı bir ters hareket görmedim öğrencilerden daha çok büyüklerden görüyoruz.” 

“Yanlış algının kurbanı olduk”

İşini severek yaptığını söyleyen Muhammet öğretmen, öğrencilik yıllarında farklı bir seçim şansı olsa ekonomi alanında eğitim almak istediğini belirterek şöyle konuştu: “Bizim zamanımızda sözel eşit ağırlık ve sayısal bölümler vardı. Bizim de sözele gitme durumumuz vardı. Engeliler matematiği yapamaz diye bir algı vardı. Biz de bu alığının kurbanı olduk.  Şimdi bakıyorum bir sürü görme engelli var matematiği çok iyi bir şekilde yapabiliyorlar. Biz o zaman olumsuz mesajı bilinçaltımıza yerleştirmişiz. Ben ekonomiyle ilgili bir alanda okumak isterdim. Ekonomiyi çok seviyorum. İstatistikle uğraşmayı çok seviyorum. Şuan ki mesleğimden de memnunum. Şuan itibariyle işimi severek yapıyorum. Ama farklı bir seçimimim olsaydı ekonomi alanına yönelmek isterdim.” 

“Hayata karşı dirençli olmalıyız”

Muhammet öğretmen, görme engelinin bir sınav olduğunu düşünüyor ve bu duruma alıştığını söylüyor. Başarılarla dolu hikayesinin de kendisi gibi zorluklarla karşılaşan herkese örnek olmasını umut ediyor. Engelini bir “imtihan” olarak nitelendiren Başyiğit konuşmasına şöyle devam etti: “Şimdi bu biraz görüş meselesi. Yaşadığım bu durum imtihan. Yani rabbimizin bizi cezalandırması veya bize bir bedel ödetme değil. Bu durum bize sunulmuş bir imtihan. Bundan başarıyla çıkmak veya başarısız bir şekilde sonlandırmak bizim elimizde. Evet, şartlar uygun olmayabiliyor bazen. Ailemizden ve çevremizden kaynaklanan şartlar bizi zorlayabiliyor. Fakat şunu her zamana bilmeliyiz. Üstesinden gelemeyeceğimiz bir şey yok. Bir şekilde her şeyin üstesinden gelebiliriz. Bu yönde hiçbir zaman umudumuzu kaybetmemeliyiz. Hayata karşı dirençli olmalıyız.”

“Hiçbir zaman pes etmeyin”

Engelli bireylerin toplumdan soyutlanmasına karşı çıkan Muhammet öğretmen, kendisi ile aynı durumda olanlara bazı tavsiyelerde bulundu: “Engelli insanlar ne kadar evdeyse o kadar yalnız kalır. Dışarıyla iletişimimizi hiçbir zaman koparmamalıyız. Ben Türkçe öğretmeniyim sporla uğraşıyorum. Her yıl defalarca il dışına çıkıp farklı insanlarla tanışıyorum. Gazetede yazı yazıyorum. Sürekli bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Neden? Çünkü biz ne kadar inşalarla iç içe olursak o kadar güzel. Bu sayede hem insanlar bizi tanıyorlar, engelli neymiş engelliye karşı nasıl davranılırmış bunu öğreniyorlar. Hem de biz sosyal bir hayat sürmüş oluyoruz. Yani engelli kardeşlerimize diyeceğim her zaman hayatın içinde olun ve pes etmeyin.” 
 

Bu haber toplam 3816 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum