1. YAZARLAR

  2. Ahmet Gazi Arpacı

  3. Anlayarak Okuyabiliyor Muyuz ?
Ahmet Gazi Arpacı

Ahmet Gazi Arpacı

Yazarın Tüm Yazıları >

Anlayarak Okuyabiliyor Muyuz ?

A+A-

[reklam1]

Herkesin evinde Kur’an-ı Kerim olduğundan eminiz, güzel bir şey. Allah-u Teâlâ Kur’an okunsun, üzerinde tartışılsın, tefekkür edilsin diyerekten, dikkatle irdelenerek okunsun diyerek indirilmiş. Ama bizler toplum olarak Kur’an’ın anlamını ne kadar merak ediyoruz? Bu algının değişmesi lazım.

 

Allah-u Teâlâ yaratılışta her birimizin vücuduna kaç bin km kadar damar yerleştirmiş. Öyle bir yaratılış ki her birimizin parmağının ucundaki izler bile birbirinden farklı ve öyle bir yaratılış ki yaptığımız her şey  seyrediliyor, söylediğimiz her şey işitiliyor ve yaptıklarımızdan haberdar olanlar var. Bundan gerçekten haberdar mıyız?

 

O, Allah benim ve sizin muhatap kabul ediyor, arşın sahibi olan Allah, bizi muhatap kabul etmiş ve bize son bir mesaj göndermiş, bu mesajdan sonra başka bir mesaj gelmeyecek. O son mesaj bugün önümüzde, hiçbir harfi değişmeden, değişmeyeceği garanti altına alınarak günümüze kadar gelmiş. Hiçbir otorite onun yeryüzündeki hükmünü ortadan kaldıramayacak. Allahu Teâlâ son kez bize sesleniyor, son bir mektup, son bir mesaj yolluyor. Öyle bir mesaj ki ahirette sorumlu olacağımız mesaj, daha ahirete geçmeden dünyada emir ve yasakları yerine getirmekle sorumlu olduğumuz, toprağın altına girdiğimiz dakikalarda hesaba çekileceğimiz kitap. Peygamber Efendimiz veda hutbesinde bu kitabı (Kuran-ı Kerim) size emanet olarak bırakıyorum buyurdu. Efendimizin emanetini konuşuyoruz.”

 

“Acaba Allah Resulünün vasiyet ettiği, emanet ettiği kitaba ne kadar sağdık kalabilmişiz? Peygamber efendimizin ahiretti ümmetinden, Müslümanlardan şikâyetçi olacağı tek konu Kuran-ı Kerim’dir. Daha Kur’an inerken bildiriyor Allah-u Teâla “Ey Peygamber sen şikâyetçi olacaksın” ve Peygamber Efendimizin şöyle söyleyeceğini de bildiriyor: “Ya rabbi benim kavmim, Müslümanlar bu kitabı terk edilmiş olarak bıraktı” Peygamber as.’ın başka şikâyet edeceği konu yok. Efendimizin şikâyet edeceği Müslümanlardan olmamak için nelere dikkat ediyoruz? Toplum olarak bu konuya dikkat ediyor muyuz? Son zamanlarda okumak için gayretlerimiz olduğu söylenilemez. Onun için Kur’an’la aramızdaki mesafeleri kaldırmamız lazım. Efendimizin Hadisine göre, Kur’an’ın şefaati reddedilmeyecek. Öyle bir kitap ki Allah’ın sözlerinin şefaat yetkisi var. Biz toplum olarak bugün Kur’an-ı Kerim ile konuşabiliyor muyuz?

 

“Peki bugün bizim toplumuzun bağlantısı ne kadar? Kur’an-ı Kerimle hangi noktada yakınlığımız var? Acaba Kur’an-a Hürmet ne demek? Yüksekçe bir yere asmak veya evlenecek kızların çeyizlerinde işlemeli örtülerle koymak mıdır? Hürmet! Yoksa içerisinde söylenen emir ve yasaklara itaat mi etmek gerekiyor bunu konuşmalıyız. İçerisinde söylenenlere itaat ne durumda? İçerisinde yaşadığımız ülkemizde halkın ne kadarı Kur’an üzerinde emredilen namazı kılıyor? Toplumumuzda erkeklerin ne kadarı Cuma namazını kılıyor? O zaman biz hangi hürmetten bahsediyoruz? Sayfalarına yapraklarına verdiğimiz değer kadar içeriğine ne kadar veriyoruz? Evet, sayfalara hürmet göstereceğiz ama bu nasıl bir algı? Bizim toplumumuzun geniş bir kesimi daha çok sevap kazanmak için okuyor. “1 Harfine 10 sevap vardır” buyuruyor  Hz. Muhammet (SAV.) ama Kur’an bizim sevap kazandırılmamız için indirilen bir kitap mıdır? Mübarek gecelerde okunsun diye inen bir kitap. Kur’an-ı Kerim’i öyle sevmişiz ki, ona artık dokunulmazlık vermişiz, dokunulmaz pozisyona getirmişiz asmışız yüksekçe bir yere “dokunursak çarpılırız” algısına dönüşmüş. Evet, kutsal kitap, kutsal kitap olmasının önünde ve öncesinde kılavuz kitabımızdır, Kur’an.

 

Bu algıyı bugün yerleştirmemiz gerekiyor. Sadece belirli bir zümrenin anlayabileceği bir kitap haline dönüştürülmek isteniyor. Biz anlayamazmışız, sadece hocalar anlarmış. Allahu Teâlâ bizlere seslenirken, “Ey İman Edenler” diye hitap ediyor bizden başka biri mi var? Bazı ayetler vardır ilimde derinleşmiş, olanlar anlayabilir diye bildiriyor ama bugün o pozisyona gelmiş ki, ancak birileri anlar ve onların anladığını sen anlayabilirsin. Kuranı Kerimi biz muhakkak ki meallerden, tefsirlerden okuyacağız, ehli takva âlimlerin yazdıklarını çok dikkatle tetkik edeceğiz. Ama Kur’an anlaşılmaz kitap algısını ortadan kaldırmamız lazım.

 

Yani Kur’an’ı anlayarak idrak ederek, kendimiz için okumamız lazım. Bugün Bilecik’te herkesin evinde Kur’an-ı Kerim vardır, güzel bir şey. Allah-u Teâla Kur’an okunsun, üzerinde tartışılsın, tefekkür edilsin diyerekten, dikkatle irdelenerek okunsun diyerekten indirilmiş. Sadece çok azı manasını merak ediyor. Bu algının değişmesi lazım.”

 

“Peygamber Efendimizin, bizim gibi bir an önce şu hatmi yetiştirmem lazım gibi bir telaşı yoktu. Açardı Kur’an-ı Kerimi idrak ederek, ezberinden okurdu anlamaya gayret ederdi, okuduklarında hayatında uygulardı. Cehennemin korkutucu ayetlerinden birini okuduğunda dua ederdi. Peygamber Efendimiz hem okurdu, hem idrak ederdi, başkalarından Kur’an-ı Kerimden dinlemekten de çok hoşlanırdı. Sahabeler, peygamber huzuruna Kur’an-ı Kerim dinlemeye gelirlerdi diz çökerlerdi, sanki başlarının üzerinde bir kuş var kıpırdasalar kaçacakmış gibi dinlerdiler. O edeple dinlerdiler ama 10 ayeti aldığı zaman sahabe oturmazdı kalkar giderdi, o 10 ayeti uygulamadan öbür 10 ayeti dinlemeye gelmezdi. Bütün dinleme, “uygulama” maksadıyla idi. Bugün biz bundan uzaklaşmışız işte.”

Bu yazı toplam 1848 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.