1. YAZARLAR

  2. Orhan Eser

  3. Ankara Savaşı
Orhan Eser

Orhan Eser

Yazarın Tüm Yazıları >

Ankara Savaşı

A+A-

27 Temmuz ikindi vaktinde Yıldırım Beyazıt, Timur’un hiç beklemediği bir vakitte ve hiç ummadığı bir yönden çubuk ovasına geldi.

Timur, Yıldırım’ın doğu istikametinden geleceğini düşünüp, mevzilerini doğuya dönük olarak oluşturmuştu. Hiç beklemediği bir yönden gelince mevzilerinin yönünü ve savaş düzenini değiştirmesi gerekiyordu.

Ordusu 150 bin kişilikti ve 32 tane de fil vardı. Bu kadar büyük bir ordunun savaş düzenini değiştirmesi çok uzun zaman alırdı. Yani durum Yıldırım Beyazıt’ın lehineydi.

Lehineydi, lehine olmasına lakin…

Yıldırımın Beyleri Timur’un gafil yakalandığını görünce, “Sultanım düşman gafil iken hemen hücum edelim” dediler.

Yıldırım Beyazıt bunu kabul etmedi. Kendine çok güveniyordu. Bundan önce ki zaferleri sadece kendi emeğiyle kazandığını sanıp esas büyük gaflete kendisi kapılmıştı.

Yıldırım’ın hücuma geçmediğini gören Timur, ordusunun mevzilerini çok hızlı bir şekilde değiştirmeye başladı. Sabaha kadar Timur ordusunu yeniden tertip etmiş ve bunun yanında da cephe önüne tahkimat da yaptırmıştı.

ORDULAR

Yıldırım Beyazıt’ın ordusu 3 parçadan oluşuyordu. Padişah merkez kuvvette bulunuyor ve devletin en seçkin birlikleri olan yeniçerilerde yanında yer alıyordu. Takriben 10 bin kadarlardı.

Sağ kanatta Timurtaş Paşa ve Anadolu Birlikleri, sol kanatta ise Şehzade Süleyman ve Rumeli Birlikleri yer alıyordu. Sol kanatın ihtiyat birliklerinde Sırp askerleri, sağ kanatın ihtiyat birliklerini ise Karatatarlar oluşturuyordu. Tahmini olarak ordunun mevcudiyeti 70 bin kişiydi.

Timur’un ordusu ise klasik Türk savaş düzeninden farklı olarak kendi geliştirmiş olduğu 7 parçadan oluşan orduydu. Ordunun merkezi birlikleri Maveraünnehr bölgesindeki kırk boydan oluşmaktaydı. Bunların yanında İmparatorluğunun her köşesinden birçok milletten asker bulunmaktaydı. Ayrıca Timur’un Hindistan’ı fethinden sonra ordusunda fillerde bulunmaktaydı. Bu filler o dönemim tanklarıydı. Anadolu’ya 32 tane fil getirmişti. O dönemde 1 fil 1000 asker gücünde sayılmaktaydı. Yani dönemin en modern silahlarıydı.

Timur’un ordusu ise 150 bin kadar olduğu tahmin edilmekte, ayrıca 30 binde fil gücünü eklersek sayı 180 bine ulaşmakta.

MAĞLUBİYET KAÇINILMAZ OLMUŞ

34 yıllık dünya hükümdarlığı tecrübesine sahip Timur’un çok gelişmiş bir istihbarat kuvveti vardı. İstihbarat birlikleri Çin’den Mısır’a kadar tüm coğrafyadaydı. Bu birlikler o kadar yetkiliydi ki haber ulaştırırken isteği yerde istediği kişinin atına el koyabilirdi. Öyle ki istediği at Şehzadenin dahi olsa onun atına el koyma yetkisine sahipti. Dünyanın dört bir yanından haberler bizzat kendisine ulaştırılmaktaydı.

Anadolu’ya gelmeden öncede bölgenin durumu hakkında geniş bir bilgiye sahipti. Kadı Burhaneddin Ahmed sağken Anadolu’da zafer kazanamayacağını kani olmuş ve Anadolu’ya saldırmamıştır. Kadı Burhaneddin Ahmed’in ölümünden sonra ise ilk olarak Osmanlı’nın diğer müttefiki olan Memlüklüleri bertaraf etmiş, Osmanlı’yı yalnız bırakmıştır.

Anadolu’da şeklen siyasi birlik olsa da ruhen henüz bir birliktelik oluşmamıştı. Bunu gören Timur, Anadolu’ya ajanlarını göndererek Osmanlının aleyhine ve kendi lehine propaganda çalışmaları başlatmıştır. Ayrıca Anadolu’da ki beyler önceden Timur’un yanına sığınmıştı. Onlarla da Anadolu’da ki hükümranlık gölgeleriyle irtibat kurdurtmuş, Osmanlı’yı içten yıpratmaya başlamıştır.

Bir diğer önemli hamlesi ise Osmanlı Ordusunda bulunan Karatatar birlikleri ile ajanları konuşmuş, onlara soydaş olduklarını söylemiş ve Osmanlı aleyhinde konuşmalar yaptırtmıştır.

Ayrıca Anadolu’nun fiziki haritasını çıkartmış, derin bir bilgi sahibi olmuş ve Anadolu’yu Yıldırım’dan daha iyi bilir hale gelmiştir. Ülke Yıldırım’ın olmasına Yıldırım’ın ama yabancı bir ülkenin hükümdarı Osmanlının coğrafi yapısını daha iyi bilir halde.

Yukarıda da ordusuna değinmiştik. Bir önceki yazımda da dönemin mürşidi kâmili olan Emir Sultan’ın bu savaşa karşı olduğunu söylemiştim.

Böyle bir durumda kendine güvenmek sizce nedir?

“Niğbolu’da ki büyük zaferin sahibiyim, bu güne kadar her girdiğim savaşı kazandım, ordunun büyüklüğü gözümü korkutmaz, ben girdiğim her savaşı kazanırım” demek gafillik değil de nedir?

Bu hataları Yıldırım’a, ibret niteliğinde mağlubiyet olarak geri dönmüştür.

Savaşın ilk anlarında sol ihtiyat kuvvetinde yer alan Karatatarlar Osmanlı’yı satıp Timur’un safına geçtiler. Sol kanat çökünce Timur’un safında yer alan Anadolu beyleri bayrak açıp sağ kanattaki Anadolu birliklerini yanına çağırdılar. Orman içinde saklanan filler çıkıp, osmanlı merkez kuvvetine saldırdılar. Hayatında hiç fil görmeyen atlar ürkünce, Osmanlı askerlerinin manevra ve çarpışma kabiliyetleri de düştü.

Böylelikle Osmanlı ordusunun iki kanadı da çökmüş oldu. Dönemim en seçkin askerleri olan yeniçeriler ne kadar cengaverce çarpışsa da karşısında bir fayda etmiyordu. Zira yaptıkları dağı kaşıkla kazmaktan başka bir şey değildi. Savaş sonunda Yıldırım esir düşmüş, Osmanlı parçalanmıştı.

Yıldırım için çok geç olsa da Âli Osman bu mağlubiyetten BÜYÜK DERS almıştır.

Ders almış ki, 50 yıl sonra Timur’un İmparatorluğu kalmazken, Osmanlı İmparatorluk olmuştur.

 

 

 

 

Bu yazı toplam 660 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.