1. YAZARLAR

  2. Ahmet Gazi Arpacı

  3. Aile ve Çocuk Eğitimi
Ahmet Gazi Arpacı

Ahmet Gazi Arpacı

Yazarın Tüm Yazıları >

Aile ve Çocuk Eğitimi

A+A-

[reklam1]

Bebeklik Evresi: Doğum ile 2 yaş arasında yer alan bu evreye \"Süt Çocukluğu Evresi\" adı da verilmektedir. Bu evrede bebek, her bakımdan yardıma muhtaç olmakla beraber, gizli bir çok yeteneklere de sahiptir. Bebek, beslenme ve güvenlik ihtiyaçlarının giderilmesinde ailesine ve yakınlarına ihtiyaç duyar. Bu evrede bebeğin fizyolojik büyümesine paralel olarak, zihinsel, duygusal ve psişik fonksiyonları da gelişmektedir.

 

Bu evrede çocuk bir taraftan bedeni yönden gelişirken, diğer taraftan da basit kelimeler ve hareketlerle dış dünyaya açılmaya başlar. Çevresindeki uyarıcıların izlerini zihninde taşıyan çocuk, yeni davranış dengeleri kurarak çevreyi özümsemeye başlar.

 

Çocuğun aile içindeki ilk izlenimleri, özellikle annesiyle olan ilişkileri, kişiliğinin gelişiminde oldukça önemlidir.

 

Dolayısıyla çocuk, yaşamının ilk yılında annesiyle anlamlı bir şekilde ilişki kurabiliyorsa, onun sıcaklığını ve sevgisini hissedebiliyorsa kendisini güvende hissedebilir. Çocuk kucağa alınmak, ilgi görmek ve dokunulmak ister, bu durum onun için bir ihtiyaçtır  8 ile dolu olduğunu düşünmeye başlar 9. Bu yüzden, güven duygusunun ortaya çıkışı, ancak ona gösterilecek sevgi ile mümkündür. Ayrıca itinalı bakım ve gözetim, çocukta güven duygusunu oluşturmaya büyük çapta yardımcı olabilir10. Bu evrede çocuğun birincil ihtiyacı sevgi ve şefkat görmektir. \"Ben\" bilincinin oluşmaya başlaması, kendisi olan ve olmayanı fark etmesi ve motor gelişimi, bu dönemin belirgin özellikleridir11. Yine ağlama bu evrede çocuğun en etkili silahı ve diğer insanlarla iletişim kurma aracıdır.

 

2. İlk Çocukluk Evresi: 2 - 6 yaş arasında yer alan bu evreye \"Okul Öncesi\" veya \"Oyun Çağı\" adları da verilmektedir12. Bebeklik döneminde çevresini keşfeden, bedensel ve motor gelişim sonucu yürümeyi, zihinsel gelişim sonucu da kendisine göre çevresine mesaj vermeyi öğrenen çocuk, davranışlarında hürriyete doğru ilk adımlarını atarak, anne ve babasına bağımlılığını giderek azaltır 13.  Bu evrede çocuğun algı dünyasında gelişmelerin olmasıyla14, çocuk bilinçsiz olarak gördüğü ve duyduğu her şeyi, taklit ve tekrar eder. Onun için bu evreye \"taklit evresi\" adı da verilmektedir15. Çocuklarda hayli erken başlayan tamamen iradesiz ve adeta refleks şeklinde olan taklit eğilimi16, çocuğu yakınlarının her türlü hareketlerini taklide ve tekrara yöneltir.

 

Bu evre çocukluk döneminin en önemli ve en renkli evresidir. Bu evrede çocuk, çokça soru soran, etrafındaki her şeyi anlamak isteyen, bitmez tükenmez bir öğrenme arzusu gösteren bir varlıktır. Bu evredeki çocukların uğraştıkları en önemli iş oyundur. Çocuk, oyun vasıtasıyla hayal dünyası ile gerçek dünya arasında anlamlı bir  ağ kurarak, oyunda anne, baba, polis, doktor, öğretmen…v.s. olur. Çocuk bu evrede çok ciddi iş yapan bir kimsenin tavırları içine girerek, kendi varlığını ortaya koymaya çalışır 17. İlk çocukluk evresinin diğer bir özelliği de animizm’dir ki bu, cansız varlıkların Bu evrede çocuk, dünyayı ya güvenilir bir obje olaracanlı varlıklar olarak telakki edilmesidir. Çocuk, cansız varlıklarda bir şuur ve canlılık görür. Bu düşünce, çocuğun hayal dünyasının zengin olduğunun da bir göstergesidir 18. Hatta çocuk, bitki ve hayvanları, insan gibi şuurlu ve iradeli varlıklar olarak kabul eder 19. Bu evredeki çocukta özellikle dört ile yedi yaş arasında görülen egosantrizm’in etkileri görülür. Egosantrizm, çocuğun çevresini keşfetmesi ve bu çevrenin kendisi için olduğuna inanması, bundan dolayı da diğer insanlara önem vermemesi olayıdır 20. Bu evredeki çocuklar kendilerini başkalarının yerine koyamazlar ve kendilerini merkez olarak algılarlar 21. Kendilerinden başkası, onlar için önemli değildir. Bu yüzden bencil bir tavır sergilerler 22. Aile ortamında egosantrik düşünce gereği herkesin kendisiyle ilgilenmesini isterler ve ilgisini çekemediği zamanlarda, ilgi çekebilmek için inatçılık yaparlar. Egosantrizmin çocuğun davranışlarına belirgin şekilde yansıması, onda mülkiyet duygusunun ortaya çıkmasına, çocuğun paylaşma isteklerinin engellenmesine ve çevresinde gördüğü her eşyayı sahiplenmesine sebep olduğu gibi, anne ve babasını hatta bazı hayal kahramanlarını bile paylaşmaktan kaçınmasına da sebep olur 23. Çocukta kavramsal düşünme yeteneği geliştikçe egosantrizm’den uzaklaşır. 3. Son Çocukluk Evresi: Kızlarda 6-11 erkeklerde ise 6-12 veya 13 yaş arasında yer alan evreye \"Okul Çağı\" veya \"Temel Eğitim Çağı\" adları da verilmektedir24. Bu evre, çocuğun aile ortamından çıkıp, sosyal çevreye iyice karıştığı evredir. Çocuğun çevresi ve anlayışı genişler, onun için anlaşılmaz olan kavramlar yavaş yavaş açıklık kazanmaya başlar25. Çocuk, bu evrenin sonlarına doğru somut düşünme aşamasından, soyut düşünme aşamasına geçer26. Çocuklar, kendi aralarında birçok gruplar oluştururlar. Bu grupların oluşumunda cinsiyet faktörü en önemli etken olarak ortaya çıkar 27. Yine kızlar ve erkekler yönelirler 28. Bu tip gruplaşmalar, bu evrenin normal özelliklerindendir. Bu dönem zihinsel öğrenme çağının başlangıcı olmakla birlikte bu evrede duygusal öğrenmenin devam ediyor olması da dikkat çekicidir29. Bu evrenin en belirgin özelliklerinden birisi de çocuğun bilgiye olan düşkünlüğüdür. Çünkü zihinsel öğrenme bu evrede başlamaktadır 30. Son çocukluk evresi, eğitim ve öğretim açısından son derece önemlidir. Çocuk ilk defa düzenli, planlı-programlı eğitimle karşılaştığı ve toplumsal hayata katıldığı için bu evre, psikologlar tarafından \"Çocuğun sosyo-kültürel doğumu\" olarak adlandırılmaktadır.

 

Son çocukluk evresinde, çocuk üzerinde etkili faktörlerden biri de okuldur. Okula başlamadan önce, anne ve babasını model olarak alan ve onların hareketlerini taklit eden çocuk, okula başladıktan sonra öğretmenini örnek almaya ve onun hareketlerini taklit etmeye baş. Onun için bu evredeki çocuklara Allah’ı “sadece kendisine ibadet edilen ve sadece kendisinden yardım istenen” bir varlık olarak düşünmeleri öğretilmeli ve din eğitimi bu yöne kaydırılmalıdır. Sadece Allah\'a ibadet eden ve yine sadece ondan yardım isteyen bir insan, diğer insanlar karşısında hür olma tavrını geliştirir. Onlara bağımlı kalmaz. Bu yaklaşım giderek onda insanların eşit olduğu düşüncesini de oluşturur. İlk çocukluk evresindeki çocuk açısından oyuna ve taklide dayalı namaz alışkanlıkları bu dönemde bilinçli bir şekilde ele alınmalı, eğitim gerektiği gibi yürütülmelidir. Grup halinde kılınan cuma ve bayram namazları, özellikle teravih namazı, bu evredeki çocuğun kafasında ve gönlünde uzun yıllar tatlı bir hatıra olarak yerleşir,  çocuk için de renkli ve ilgi çekici bir özellik taşır. Namaza ön hazırlığı olarak düşünülen şartlar, hem namazın hem de hayatın vazgeçilmez alışkanlıklarına temel olacak davranışlar olarak ele alınmalıdır. Özellikle abdest, çocuğa temizlik alışkanlığı kazandırma çalışılmalarına temel yapılmalıdır. Namaz eğitiminde özellikle dikkat edilecek husus, namaza karşı sevgi ve sempatiyle kavratmadır. 82. Namazın sonunda yapılan dua ile çocuğa Allah’a sığınma ve kendisini O’nun korumasına bırakma alışkanlığı kazandırılmalıdır. Zaten çocuğun dünyasında dua; kişisel kanaatlerin, heyecanların, beklentilerin, istek ve şikayetlerin Allah\'a sunulması, bir bakıma korunma ve savunma aracı, bir yakarış ve isteme faaliyetidir 83. Çocuğa duasında anne-baba ve kardeşlerine yer vermesi hatırlatılmalı ve çocuktaki diğergamlık ve paylaşma duygusu güçlendirilmeye çalışılmalıdır 84. Çocuğa bu evrede oruç ibadetini öğretme çalışmaları da başlatılmalıdır 85. Bu konuda öncelikle Ramazan ayının getirdiği sosyal ve psikolojik ortamdan yararlanılabilir. Sahur ve iftar vakitlerinin çocuklar için çok değişik özelliklerinden de yararlanılmalıdır. Sahurun değişik ortamına çocuk, zaman zaman ortak edilmeli ve iftarlarda çocuğun sevdiği yiyeceklere yer verilmelidir. Ayrıca çocuğa, basit olarak orucun bireysel ve toplumsal hayattaki öneminden bahsedilmeli, onun sabır ile olan yakın ilişkisi vurgulanmalıdır.

 

Çocukluk Dönemi Dini Gelişim Özellikleri Din duygusu, yüce ve aşkın duygular arasında yer alan33 fıtrî bir duygudur. Yani bütün insanlarda ortak ve genel olarak, yaratılıştan vardır 34. İnsan, doğuştan Allah’a inanmaya yetenekli ve dini inancı kabullenmeye elverişli yaratılıştadır 35. Psikolojik ve pedagojik araştırmaların verilerinden de bu sonuca ulaşılmıştır 36. Ayrıca çocuk psikolojisi üzerinde yapılan araştırmalar da çocuğun ruhen dine yabancı olmadığını ortaya koymuştur 37. Ancak, doğuştan itibaren çocukta potansiyel olarak hazır bulunan dini duygunun, teşekkülünde ve gelişmesinde, çevre büyük bir etkendir. Çocuğun içinde yaşadığı çevrenin özellikleri, dini duygunun erken veya geç yaşlarda uyanmasınkendi aralarında Bebeklik, din eğitimine açısından hazırlık, bebek açısından ise bilinçsiz etkilenme evresidir 57. Bu evrede din eğitimi faaliyeti bazı etkinliklerle başlatılabilir. Doğum sonrası bebeğin kulağına ezan okunması ile çocuğa İslam\'ın ilk şiarı telkin edilebilir 58. Bu uygulama ile Allah inancı eğitimi başlatılmış olur. Öncelikli olarak yapılması gereken işlerden birisi, çocuğa güzel bir ismin konulmasıdır. Öyle ki çocuğun isminden dolayı, alay ve eğlence konusu olmasına sebep olacak, çirkinlik ve kabalık ifade edebilecek isimlerden sakınmak gerekir. Bu tip isimlerle çağrılmak, çocuğun şahsiyetinin zedelenmesine veya çocuğun iç çatışmasına sebep olabilir59. İçinde Allah kelimelerinin geçtiği “Maşallah, Allah bağışlasın, Allah’a emanet ol, Allah’a ısmarladık” gibi sözlerin söylenmesi, çocuğun sürekli bu sözleri işitmesi din eğitimi açısından faydalı olabilir60. Bu evrede çocuklar, anne-babalarının kullandıkları her türlü dini kavramlardan etkilenebilirler61 ve bu evrenin sonlarına doğru kendilerine öğretilen, birer ikişer kelimelik dini kavramları söyleyebilirler.

 

Ayrıca annenin çocuğu uyuturken söylediği ninniler din eğitimi açısından dikkate değerdir. İçerisinde dini motifler bulunan ninniler ve cümleler, çocuğun ileriki dönemlerinde din eğitimi açısından olumlu sonuçlar doğurabilir 62. İlk çocukluk evresi din ve din eğitimiyle tanışma evresidir. Çocuk, üç yaşından itibaren dini inançlarla ve dini nitelikli davranışlarla ilgilenmeye başlamasıyla, dini inanç gittikçe canlılık kazanmaya başlar. Çocuğun kafasında yavaş yavaş güçlü ve büyük sıfatlarile özdeşleştirdiği ve çevresinde bu sıfatları taşıyan kişilerle somutlaştırdığı bir Allah tasavvuru oluşur 63. Çocuğa Allah inancı gereği gibi anlatılsa onun da olumlu karşılık vereceği aşikardır. Fakat bu karşılık, yeterli seviyede olmayabilir. Zira Allah, iman ve inanma gibi soyut kavramları, ilk çocukluk evresindeki çocuğun idrak ve algısı karşılayamaz. Bununla birlikte altı yaşındaki çocuğa, Allah ve ona inanma eğitimi ile ilgili gruplar oluş Çocuk eğitimi söz konusu olunca, gelişim evrelerinin ve gelişim özelliklerinin bilinmesi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü çocuğa hangi konuda eğitim verilirse verilsin, çocuğun içinde bulunduğu gelişim özellikleri bilinmesi gerekmektedir. Çocuğa din ile ilgili konular anlatılırken de onun algı düzeyi ve hazırbulunuşluğu dikkate alınmalı ve çocukların bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal, törel ve dini gelişim özellikleri bilinmelidir. Bununla birlikte çocuğa din eğitimi verilirken de onun dini gelişim özelliklerinin bilinmesi ayrı bir önem arzetmektedir. Bu durumdan hareketle diyebiliriz ki dini öğretiler; çocuğun gelişimine uygun ve gelişimi destekleyici yönde sunulmalıdır. Çünkü çocuk, Allah’ı; önce süper bir insan gibi, daha sonra sevimli bir hayalet gibi, daha sonra da görülemeyen yüce bir varlık olarak algılar. Onun için çocuğun gelişim özellikleri bilinmeli ve bu doğrultuda eğitim verilmeye çalışılmalıdır. Zira çocuğun kafasındaki Allah tasavvuru yetişkinlerinkine uygun hale getirmeye çalışmak ne kadar yanlışsa, onu köreltmeye çalışmak da o kadar yanlış bir tutum olarak karşımıza çıkar. Onun için, çocuklara soyut kavramları anlayacakları yaşa gelinceye kadar, din ile ilgili inançlar, duygu boyutları ile sunulmalıdır. Diğer duygu ve düşüncelerin eğitiminde olduğu gibi, dini duygu ve düşüncelerin eğitiminde de çocukları yetiştirenlerin yaklaşım ve tutumları oldukça önemlidir. Bu noktada diyebiliriz ki yetişkinler, her konuda çocuklara sevgi ve hoşgörüyle yaklaşmalı, iyi model olmalı ve yaşayışlarıyla çocuklara örnek teşkil etmelidirler. Öncelikle çocukların duygularına hitap edilerek din öğretimi vermeli ve sevgi esas alınmalıdır. Çocukları baskı altına almak için, Allah\'tan korkutma yönteminin kullanılması, sağlıklı bireye ve sağlıklı topluma giden yolun önünü kapatmaktadır. Bu yöntemin, dini ve ahlakı gelişime engel olacağı da unutulmamalıdır.turarak oyunlar oyn Çocuk eğitimi söz konusu olunca, gelişim evrelerinin ve gelişim özelliklerinin bilinmesi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü çocuğa hangi konuda eğitim verilirse verilsin, çocuğun içinde bulunduğu gelişim özellikleri bilinmesi gerekmektedir.

 

Çocuğa din ile ilgili konular anlatılırken de onun algı düzeyi ve hazırbulunuşluğu dikkate alınmalı ve çocukların bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal, törel ve dini gelişim özellikleri bilinmelidir. Bununla birlikte çocuğa din eğitimi verilirken de onun dini gelişim özelliklerinin bilinmesi ayrı bir önem arzetmektedir. Bu durumdan hareketle diyebiliriz ki dini öğretiler; çocuğun gelişimine uygun ve gelişimi destekleyici yönde sunulmalıdır. Çünkü çocuk, Allah’ı; önce süper bir insan gibi, daha sonra sevimli bir hayalet gibi, daha sonra da görülemeyen yüce bir varlık olarak algılar.

 

 

 

Bu yazı toplam 2752 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.