1. YAZARLAR

  2. Sevdegül Çekiç

  3. Aile Mahremiyeti ve Sosyal Medya
Sevdegül Çekiç

Sevdegül Çekiç

Afyonkarahisar İl Müftü Yardımcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Aile Mahremiyeti ve Sosyal Medya

A+A-

Yüce Allah eşrefi mahlûkat olarak yarattığı insan için bir takım ölçüler ve sınırlar getirmiştir. İslam hukukunda bu sınırlar mahrem terimiyle karşılanmıştır. Kur’an-ı Kerim’de yer alan tesettür ile ilgili ayetler, kadın ve erkek için mahremiyet alanları çizmekte ve bu konunun önemine vurgu yapmaktadır.

Mahremiyet, Allah’ın insanın özel hayatıyla ilgili hususlarda, başkalarıyla kuracağı ilişkiler hakkında taraflara yüklediği hak ve sorumluluklar olarak dile gelmektedir. Başka bir deyişle mahremiyet, Allah’ın “başkalarının ulaşmasına sınırlar koyduğu bir hak” tır. Mahremiyet hakkı, bireylerin özel hayatlarına saygı gösterilmesi, kişilik haklarının ve onurlarının korunması açısından önem arz etmektedir. Bu hak ve sorumlulukların idrak edilebilmesi için ise mahremiyetin kaynağını bilmek gerekmektedir.

Mahremiyetin kaynağı kişinin kendisi midir? Yoksa kişinin kendisini aşan üstün bir irade midir? Modern hukuk ve İslam hukukundaki mahremiyet kavramının farkı işte burada ortaya çıkar. Modern hukukta kişilerin başkalarıyla ne kadar, nasıl, ne zaman ve hangi ölçülerde ilişki ve iletişim kuracaklarına bizzat kendilerinin karar verebildikleri bir alanı ve bu alan üzerinde sahip olunan hakkı ifade ederken, İslam dinine göre ise mahremiyet alanını ve ölçülerini belirleyen kriter yüce Allah'ın kulları için takdir ettiği kurallardır. Aksi halde özgürlük adı altında ortaya çıkan mahremiyet algıları toplumda çeşitli problemlere sebep olabilmektedir.

İşte günümüz modern toplumunun neredeyse kaçınılmaz unsurlarından olan sosyal medyanın bilinçsiz kullanımının mahremiyet alanlarımıza zarar verip vermemesi son zamanların güncel konularındandır. Zira sosyal medya paylaşımlarına bakıldığında daha çok insanların günlük hayatlarıyla ilgili paylaşımlar yapıldığı görülmektedir. Kahvaltısından akşam yemeğine kadar yediğini, içtiğini paylaşan insanlarla; karşı komşusuna yemek götürürken dışarıdan biri görüp de canı çekmesin diye üzerini örten insanların aynı Peygamberin ümmeti olduğunu düşünülürse toplumda giderek değişen mahremiyet algısı hususunda malumat sahibi olmak mümkündür.

Evine girince ilk önce perdelerini örtmenin Peygamber sünnetine uygun bir davranış olduğuna inanan bizler, evlerimizin perdelerini sanal aleme açmış durumdayız. Birbirlerine doğum günü, evlilik yıldönümü gibi sürprizler yapan ve bunları sosyal medya aracılığıyla paylaşan eşler ise oldukça gündemde. Eşler arasında muhabbeti arttıran ve yeri geldiğinde Peygamber (sav)’in tavsiye ettiği bu jestler -evet aile içerisinde muhabbeti arttırabilmekte-  fakat  toplumda eşlerin birbirinden olan beklentisini daha da yukarı çekebilmektedir. Durum böyle olunca beklentilerinin kendi ailesinde karşılanmadığını düşünen eş sayısının giderek arttığı gözlemlenmektedir. Kişinin kendi eşinde bulamadığını düşündüğü mutluluğu dışarıda aramasına sebep olmakla beraber baştan beri vurgulamaya çalıştığımız mahremiyet olgusunun aile içinde kalmayıp bütün topluma ifşa edilmesine de sebep olabilmektedir. Eşler arasında geçimsizliğe sebep olabilen ve zamanla boşanmalara kadar varan sonuçlar doğurabilen bu konu, üzerinde konuşulmaya değerdir.

Nitekim bu tür acı sonuçların oluşmaması için İslam dini özel hayatı koruma altına almış, Nûr suresi 27-29. ayetleriyle “Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selam vermeden girmeyin...” buyurarak hane mahremiyetine vurgu yapmış ve buna herkesin riayet etmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu ayetlerden hemen sonra 30. ayette mü’min erkeklere, 31.ayette de mü’min kadınlara gözlerini harama bakmaktan korumaları emredilmiştir. Kadınların süslerini ve bu süsleri taktıkları uzuvlarını yabancı erkeklere açmamaları gerektiği belirtilerek, mahremiyet konusunda gelen emirler böylece sıralanmıştır.

Buna göre en dikkat çekici, en güzel halini sosyal medyada paylaşan insanların durumu Allah’ın bu emirleri karşısında tartışmaya açıktır. Beğenilme duygusuyla birlikte, gerçek olmayan sanal mutluluklar sağlamak, toplumumuzda kaybolmaya başlayan mahremiyetin tamirini zorlaştırmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığımızın aylık dergilerinde ve  aile eklerinde zaman zaman yer alan bu konu hakkındaki uyarılar dikkate alınmaya değerdir.

Unutulmamalıdır ki mahremiyetin kaynağı yüce Allah’tır. Bizler ilk önce bunu idrak etmeli çocuklarımızın ve gençliğimizin mahremiyet algısını yeniden inşa için sanal alem kullanımını bilinçli hale getirmeliyiz. Sosyal medyadaki takipçilerimizden daha fazla Allahu Teâla’nın takibinde olduğumuzu zihnimizden çıkarmamalıyız.

Bu yazı toplam 805 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.