1. YAZARLAR

  2. Bülent Elitok

  3. Ahiret Korkusu
Bülent Elitok

Bülent Elitok

Yazarın Tüm Yazıları >

Ahiret Korkusu

A+A-

Allah korkusu vardı eskiden. En en önemlisi de bir ahiret korkusu vardı insanlarda. Öyle ki, gücümüzün yetmediği haksızlıkların öbür dünyada daha fazla ceza göreceği inancıyla ahirete havale edildiğine inanır, bununla teselli bulurduk. Bu ise bir rahatlama, kavgadan uzak durma ve bir nevi toplumsal barışın önemli siboplarından biriydi. Şunu bilirdi herkes, haksızlık ettiğimizde bunun cezasız kalmayacağını. Hatta bu dünyada cezasını çekersen öbür taraftaki daha ağır cezadan kurtulmuş olmanın dayanılmaz mutluluğu bile çökerdi içimize. Çünkü şükrederdik öbür taraftaki cezaya kalmadığımız için. Helallik almadan öbür tarafa intikal etmek, maazallah en ağır ceza olsa gerekti. O yüzdendir ki helalleşmek gibi bir olgu var toplumumuzda, inancımızda. Son nefeste bile olsa herkes koşup helallik isterdi ki, hesabı öbür tarafa kalmasın diye.  O sebepledir ki, cenaze namazlarında "helallik" istenir, "hakkınızı helal ediyor musunuz" diye defalarca.  Nitekim kul hakkı ile huzuruna gelmemizi istemeyen yüce yaradan öyle buyurmaktadır. Ee biz de insan evladıyız, yarın bizler de ölüp gideceğiz, bize de helal etsinler diye "helal olsun" derdik.  "Derdik" diyorum, çünkü bu alanda önemli sıkıntılar oluşmaya başladı, çünkü dilimiz demekte ancak kalbimiz tam tersi istikamette. Bizi biz yapan değerlerdi bunlar. Yani suçu işleyende de suça maruz kalanda da ahirete bir inanç vardı. Dinimizin şartı değil miydi "ahirete iman"?  Bu bir ahlak ve inanç meselesiydi.

Ne oldu hacı? Bir sorun mu var ki anlatıyorsun bunları bize?

Bir sorun yok mu yoksa dostlar?

Hem de çok büyük bir sorun var.

Ahiret inancında zaafiyet var, daha ne olsun!

Bu da çaktırmadan dalaverenin önünü olabildiğince açıyor. Nasılsa kimse görmüyor diye tuvalet kapılarının arkasına yazı yazmaktan tutun da, liyakat sahibine hakkını vermemeye kadar varan bir bozulmuşluk. Tuvalet kapılarının arkasına yazılan yazı deyip geçmeyin.  Çok önemli.  Günümüzde açılan sahte "fake facebook" hesaplarına benziyor. Oh ne rahat kimse sizi görmüyor, tuvalet gibi mahreminizdesiniz ya yazıp durabiliyorsunuz istediğinizi ve rahatsız edilmiyorsunuz tuvaletteki gibi.  Bu gizli olan, ahiret inancı eksikliğine bir örnekti ki ben buna gizle ahiret inancı eksikliği diyorum. Bir de gizlenebilen ahiret inancı eksikliği var. Yani açık açık yazıyorsunuz tuvalet kapısına ama yakalansanız bile siz büyük bir ustalıkla yazmadığınızı, hatta yazanların yanlışlarını düzelttiğinizi bile iddia edebileceğiniz bir pozisyon alıyorsunuz. Çünkü yanınızda her ihtimale karşı silgi de götürmüşsünüz, yakalanma ihtimaline karşı. Allah'ın sopası yok ki kafanıza indirsin.

 

Ne olacak canım!

Ahiret inancının eksikliği Allah inancının eksikliğidir. Gitti mi size bir madde daha. Allah'a inanmayan meleklerine inanır mı sizce? Yok mümkün değil herkesin bildiği gibi! Görüldüğü gibi birer birer gidiyor imanın inancın maddeleri.  Ha benimkisi düz mantık. Formel mantık. Din adamı değilim. Ama mantığımla düşündüğümde bunlar dökülüverdi ağzımdan. Yanlışım varsa inşallah bilgilendirilirsem ve yanlışımı herkesle paylaşma fırsatım olursa bilakis çok da memnun olacağımı şimdiden bildirmek isterim.

Ne Rektörler gördüm, ne Dekanlar, ne Valiler, ne Başbakanlar.  Belki yükünü tuttular, belki şu anda çok mutlular bilemeyiz. Ancak, hepsi geldikleri gibi gittiler. Yani sonuçta gidiyorsun. Kalıcı değilsin. Ama ahiret inancın ya yok ya da yetersiz ya o yüzden bir hoş seda ile giden var, bir de boş seda ile. Şuna eminim ki boş seda ile gidenin umurunda değiliz. Onun varsa yoksa kendi tatminidir. Yaptığı zulüm ile orgazm oluyorsa o önemlidir onun için ve benim dediklerim ona okunmaya değer bile gelmeyecektir. Ta Habil ve Kabil'den bu yana iyilik ve kötülük sürekli dolaşmakta, bunların bilmedikleri budur. Fizik kanunu ya hiç bir şey yoktan var, vardan da yok edilemez ya. Yaptığınız kötülük likidite gibi, kaybolmaz, dolaşır, bugün bana ise yarın sanadır. Sen yoksan çocuğuna, torununadır. Dur ama şimdi torun seven bu dede bunu düşünüyor mudur acaba? Hiç sanmıyorum. Kalbi mühürlenmiş moruğun. Bu arada gizlenebilen ahiret eksikliği dedik ya, burada da şunun arkasına sığınmakta mübarek, sanki bir kutsal rehber (Kuran-kerim) yokmuş, emirleri yokmuş gibi kendine uygun kendini rahatlatacak önünü açacak bir şıh da bulmuş ki, tam işine gelen şeyleri söylüyor ve kabul gören biri ve kendisi de onun arkasına sığınabilmekte. Oh ne ala! Yani kul hakkı yiyecek bizim moruk, fetva lazımdı, onu da buldu.  Herifin bir diyor "şu kul ki, ölmek üzere onun malı sana helal". Yanlış da olsa işine geliyor ya onu saygı ile yad ediyor, ve malı cukka ediyor bir lokmada. Daha doğrusu kendine dini zemin oluşturacak biraz oradan biraz buradan aldığı bir din, bir "paralel din" bununla ilişkili "paralel ahlak" kuramı geliştirmiş bile. Ha şimdi sen ne dersen onun mutlaka cevabı vardır, onu da söyleyeyim. Dini kendine göre yorumlayan, haramı helal kılan söylemleri de vardır bunların. Dedik ya Allahın sopası yok ki kafasına kafasına indirsin mübareğin. O da köpeksiz köy bulmuş değneksiz geziyor.  İşte tüm bunların sebebi ahirete olan inancın eksikliği veya yokluğudur. Ortaçağın karanlık dönemlerinde bile insanlar ahirete inanıyorlardı ki, papazlar öbür taraf ile ilgili söylemleriyle insanlar üzerinde hâkimiyet kuruyorlardı. Oysa bizde durum daha vahim, ahiret inancı kalmadı ekseriyetle.  Ahiret inancı kalmayınca gizli veya gizlenebilen ama yanlış şeylerin yapılmasının önünde hiç bir engel kalmıyor. Adam bilmem nerede idareci. Boru değil, idareci! Üretmiyor, önünü açmıyor, kolaylaştırmıyor, zorlaştırıyor, büyütmüyor, küçültmüyor. O olmaz şu tüzükten, bu olmaz şu maddeden derken kılıf buluyor her şeye.  Olsa dükkân senin misali.  işte bu idareci yanlış yapıyor ama kanunların verdiği yetki ile yapılması gerekeni büyük bir ustalıkla yapmamakla yanlış yapıyor, ama kimse sesini çıkarmıyor çünkü adam idareci. Yanlışı örtüyor. Yukarıda dediğim gibi; aslına tuvalet kapısının üzerine yazı yazarken yakalıyorsunuz, ama hazırlıklı gelmiş diğer elinde silgi ile. Yazıyı yazan kendisi, ama size "bak elimde silgi ben temizlemek için buradayım" diyor. Ne diyeceksin deyyusa şimdi?! Minareyi çalacak, kılıfını yanında getirmiş. İşte dostlar ahiret inancı her şeyin başıdır. O yoksa hiç bir şey kalmıyor geriye.  Bu inanç yerleşmedikçe yaşın, milliyetin, makam veya mevkiinin ahlaka dair bir önemi yoktur. Kul hakkını yiyebilirsiniz ahiret inancı yok ise. Haksızlık edebilirsiniz. Ama unutmayın herkese lazım ahiret inancı, tıpkı adalet gibi. Çünkü bu inanç yok ise bu eksikliğin haşarı evladı "kötülük" durmaz yerinde ve emin olun sizi de bulacaktır ve sizi bulduğunda bu yazımın önemi sizde kat be kat fazla olacaktır.

Kalın sağlıcakla.

Bu yazı toplam 939 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.