1. YAZARLAR

  2. Abdullah Çelik

  3. Ahdımız Var !
Abdullah Çelik

Abdullah Çelik

Yazarın Tüm Yazıları >

Ahdımız Var !

A+A-

“Her şey akar su, tarih, yıldız, insan ve fikir..” Necip Fazıl, Sakarya Türküsü’nde böyle ifade ediyor.
İnsanlar değişir, fikirler değişir, hayaller değişir, zaman değişir.. Değişim kaçınılmazdır. 
Bir ayağı sağlam temel üzerine oturmuş değişim ise savrulmanın panzehridir aslında. Arayış içinde olan ve doğrunun peşinde her birey değişime açıktır. Aksi durum fikr-i sabitliktir. Ve dahi her değişim de bir savrulma değildir.

Asıl olana doğruya, iyiye, güzele dönüşümdür, bu değişimin en güzel halidir. Peki asıl olan ne?
Asıl olan “O” dur. Ve “O”na verdiğimiz söz. İnananlar için bu durum “Kâlû Belâ”dır,  Besm-i Elest’te verilen söz. 
Rahman: “Ben sizin Rabb’iniz değil miyim?” diye sordu. Bütün ruhlar ittifakla, huzur içinde ve kesin bir tasdik ve îmân ile:“Elbette yâ Rab! Sen Bizim Rabb’imizsin. Biz buna şâhidiz” dediler. Kur’ân bu ahitleşmeyi haber verdikten sonra, bunu şöyle izah eder: “Onlara böylece şâhitlik ettirdik ki, kıyâmet gününde, “Biz Rabb’imiz olan Allah’ın varlık ve birliğinden ve O’nun hükümlerinden habersizdik” demeyin. Yâhut, “Atalarımız bizden önce Allah’a ortak koşmuşlardı. Biz de onların arkalarından gelen nesilleriz. Atalarımızın bâtıl işleri yüzünden bizi helâk eder misin?” de demeyin.

“Kâlû Belâ” misaktır. 
“Kâlû Belâ” ahittir.
Ve yönümüz..
Ve yolumuz..
Ve yaptıklarımız..

“Nereye” gidiyoruz?
Tarih verdiği sözün peşinden koşan yürekli, abidevi şahsiyetler veya bu sözü unutan, sözünden dönenlerin örnekleriyle doludur. Dünya ve dünya hayatına dair bireysel hesaplar döndürür insanı yolundan. Bu hesap bazen dünya malı olur, bazen mevki, bazen makam,  bazen şöhret vs. ve sonu afet. Ve bazen bu isteklerini karşılayacak yerleşik düzen ve onun savunucusu fikirler olabilir. Lat, menat, uzzanın peşinden koşanlar, aslında dünyaya dair hesap ve kazançlarının peşinden koşanlardı geçmişte. Günümüzün sonu “izm” ve “cılık” ile biten her türlü beşeri sistemi bundan farklı mı sizce? 

“Kâlû Belâ” da verdiğimiz sözde falancılığın, filanizmin peşinden koşmak var mıydı? 
“Kâlû Belâ” da verdiğimiz sözde makam, mevki peşinden koşmak var mıydı?
“Kâlû Belâ” da verdiğimiz sözde şöhret peşinden koşmak, köşeyi dönmek var mıydı?
 Ya da dünyaya dair diğer tüm hesaplar?

Bir de aslolana çevirdiğinde yüzünü insan, terk ettiğinde falanizmi, filancılığı sözünden dönmekle suçlanır, ayıplanır eski taraftarlarınca.. Halbuki “Kâlû Belâ”da verdiği sözden dönenden daha sözüne güvenilmeyecek kim var dünyada?
Biz kendi vicdanlarımıza dönüp sorularımıza cevap ararken, sözü şaire bırakalım.
Sen bir yolcusun... 
Yolu ana rahminden 
Çocukluktan 
Gençlikten 
İhtiyarlıktan 
Ve ölümden geçen... 
Diz çök önünde ve eğil, büklüm büklüm 
Zamanın ötesinden gelen nidayı dinle 
“Elestü bi Rabbiküm'...  (Can Murat)

Esen kalın.

 

Bu yazı toplam 934 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.