1. YAZARLAR

  2. Turgay Şahin

  3. Adalet ve Yasalar
Turgay Şahin

Turgay Şahin

Yazarın Tüm Yazıları >

Adalet ve Yasalar

A+A-

[reklam1]

Adalet , kelime anlamı itibari ile her şeyi yerli yerine koymaktır.

 

Ne az vermek ne de aşırıya kaçmaktır adalet.

 

Adalet orta yoldur,

 

Adalet tabi hukuk, evrensel çizgidir…

 

Adalet gecikmemektir,

 

Aceleye de getirmemektir…

 

Son yıllarda çıkartılan kanunların bir parça “hızlıca” meclisten geçtiğini gözlemliyoruz.

 

Örneğin 647 Sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun yürürlükten kaldırılarak 5275 Sayılı  Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun yürürlüğe girmişti…

Eski Kanunun 19.Maddesinde hükmedilen cezanın ½ si yatıldıktan sonra , açık ceza evinde geçirilen sürenin he ayı için 6 gün de ayrıca düşülüp şartlı tahliye sağlanıyordu. Bir çok durumda cezanın %40’ı civarının yatılması tahliye için yeterli oluyordu.

 

Yeni Kanunun 107 Maddesinde şartlı tahliye için yatılacak süre 2/3’e çıkartıldı !

 

Tabi en başa, yeni Türk Ceza Kanununda öngörülen cezaların eski kanuna göre daha fazla olmasını da koymamız gerekiyor.

 

Ve neticede Ceza İnfaz Kurumları doldu-taştı…

 

Pek çok sebep sayıldı ama en çok bu yüzden karşılıksız çek keşide etmek suç olmaktan çıkartıldı.

 

Tabi bu yeterli olamadı, zira karşılıksız çekten yatanlar, kendilerine çek mağduru sıfatını takınmış olanların iddia ettiği kadar çok değildi.

 

Bu kez de yaklaşık 15 Bin kişinin cezaevlerinden tahliyesini getirecek olan “Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun İle Denetimli Serbestlik Ve Yardım Merkezleri İle Koruma Kurulları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”çıkartıldı.

TBMM , koşullu salıverilmesine 1 yıl ve daha az kalan hükümlülerin, cezalarının bir kısmını dışarıda geçirebilmesine imkan tanıyan tasarıyı kabul etti. Kanun ile hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamaları, aileleriyle bağlarını sürdürmeleri ve güçlendirmeleri amaçlandığı söylendi ise de asıl maksadın, kapasitelerinin 2 katını aşan cezaevlerini rahatlatmak olduğunu herkes biliyor.

 

Böylece artan suç ve suçluluk oranını daha fazla ceza ile önleyebiliriz anlayışı resmen ve fiilen bitti ve bu bitiş çıkartılan yasalarla deklare edildi.

 

İkinci olarak da , yasa çıkartırken olası neticelerinin çok da iyi düşünülemediği, örneğin ceza miktarlarının artırılması ve infaz süresinin de yükseltilmesi neticesinde daha çok cezaevi, daha çok personel ve daha çok bütçe gerekeceği hususunun belki de hiç hesaplanmadığı ortaya çıktı…

 

“Daha çok ceza- Daha az suç” denklemi  zaten tüm dünyada iflas etmiş bir formüldür”

İran’da uyuşturucu satmanın cezası idam olmasına rağmen Afganistan kökenli uyuşturucu maddelerin dünyaya dağıtıldığı en önemli güzergahlardan birisi İran’dır ve Uyuşturucu kaçakçıları idam cezası ile suç işlemekten caymamıştır.

 

Bir başka örnek ise Çin’de karşımıza çıkmaktadır. Rüşvet alma ve vermenin idam ile cezalandırıldığı ülkede, rüşvet bir hayli yaygın… “Rüşvet Verenler Endeksi\" adlı araştırmaya göre Rus ve Çin şirketleri dış ülkelere mal ve hizmet satarken büyük rakamlarla rüşvet vermekten kaçınmıyor.

 

 

Anayasa hazırlanıyor.

 

Bizim çok önemsediğimiz avukatlık kanunu konusunda bir taslak oluştu…

 

Ancak, biz avukatlar da dahil olmak üzere her kesimde, sorunun yasa ile çözümlenebileceğine dair bir iyimserlik , bir nahif beklenti var.

 

Örneğin son dönemde artan ve bizleri de gerçekten üzen sağlık personeline yönelen şiddet eylemlerinin önlenmesi için yeni bir suç ve ceza ihdasını getirecek bir tasarı yasalaştı/veya sırasını bekliyor

 

Oysa aynı şiddete maruz kalan avukatları “güya” koruyacak olan düzenlemeler zaten mevcut olmasına rağmen. Yüksek Yargı’nın anlaşılamaz biçimde daraltıcı yorumu sayesinde meslektaşlarımız korumasız kalmakta ve ne yazık ki bundan cesaret alan saldırganların eylemlerine maruz kalmaktalar. En son örneğini de bir meslektaşımızı,bireysel teröre kurban vererek yaşadık.

 

Avukatlık kanunu md 57.de “Görev Sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar hakkında, bu suçların hakimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümler uygulanır.” Demesine rağmen, hacizde, satış sırasında , bürosunda hasılı duruşma dışında herhangi bir yerde suça maruz kalan avukatlar görev başında sayılmadığı için saldırganlar oldukça hafif cezalarla sıyrıldılar.

 

Şimdilerde TBB bu maddeye olası her durumu tek tek sayarak ilave yapmak suretiyle Yüksek Yargı’ya yorum yapma fırsatını vermemeyi amaçlıyor.

 

Ama sorun empati yeteneği azlığı, sorunu önemsememe, avukatı yargı mensubu saymama anlayışı kaynaklı olduğu için çözümü –ayrıntılı da olsa- yasadan beklemek yine bir nahiflik örneği olarak tarihe geçebilir.

 

Bu nedenle, aslında pek çok durumda mevcut yasaların yeterli olduğu ;  yeni yasalarla toplumu eğitme ve hizaya sokmak  gibi çağdışı kalmış bir yaklaşım yerine, avukat-hakim ve savcıların eğitilmesi ve yasaların doğru uygulanmasının sağlanması daha etkili ve pratik olacağı  görülmektedir.

 


 

İLGİLİ KANUN METİNLERİ

 

CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN İLE DENETİMLİ SERBESTLİK VE YARDIM MERKEZLERİ İLE KORUMA KURULLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

 

 

Kanun No. 6291

 

Kabul Tarihi: 5/4/2012      

MADDE 1- 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 105/A maddesi eklenmiştir.

“Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı

MADDE 105/A- (1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla;

a) Açık ceza infaz kurumunda cezasının son altı ayını kesintisiz olarak geçiren,

b) Çocuk eğitimevinde toplam cezasının beşte birini tamamlayan,

koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.

 

(2) Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyi hâlli hükümlüler, açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarının oluşmasından itibaren en az altı aylık sürenin geçmiş olması durumunda, diğer şartları da taşımaları hâlinde, birinci fıkrada düzenlenen infaz usulünden yararlanabilirler.

 

(3) Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen infaz usulünden;

a) Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler,

b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, sakatlık veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler,

diğer şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler.

 

Ağır hastalık, sakatlık veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir.

(4) Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlülerin yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanmalarında, hak ederek tahliye tarihi esas alınır. 

(5) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilen hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine kadar;

a) Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması,

b) Bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulması,

c) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemesi,

d) Belirlenen programlara katılması,

yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutulmasına, denetimli serbestlik müdürlüğünce karar verilir. Hükümlünün risk ve ihtiyaçları dikkate alınarak yükümlülükleri değiştirilebilir.

 

(6) Hükümlünün;

a) Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne üç gün içinde müracaat etmemesi,

b) Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi,

c) Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi,

hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine, infaz hâkimi tarafından karar verilir.

 

(7) Hükümlü hakkında;

a) İşlediği iddia olunan başka bir suçtan dolayı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100 üncü maddesinde sayılan nedenlerle tutuklama kararı verilmesi,

b) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlanmasından önce işlediği iddia olunan ve cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan dolayı soruşturma veya kovuşturmaya devam edilmesi,

c) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla olan kasıtlı bir suçtan dolayı soruşturma veya kovuşturma başlatılması,

hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, infaz hâkimi tarafından, hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilir. Hükümlü hakkında soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı veya kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilir.

 

(8) Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292 nci ve 293 üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır.

 

Madde 292 - (1) Tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

 

(2) Bu suçun, cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

 

(3) Bu suçun, silahlı olarak ya da birden çok tutuklu veya hükümlü tarafından birlikte işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir katına kadar artırılır.

 

(4) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin veya kasten öldürme suçunun gerçekleşmesi ya da eşyaya zarar verilmesi durumunda, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.

 

(5) Bu maddede yazılı hükümler, ceza infaz kurumu dışında çalıştırılan hükümlüler ile hapis cezası adli para cezasından çevrilmiş olanlar hakkında da uygulanır.

 

(6) (Mülga fıkra: 29/06/2005 - 5377 S.K./33. md.)(*)

Madde 293 - (1) (...)(*) tutuklu veya hükümlünün, kaçtıktan sonra etkin pişmanlık göstererek kendiliğinden teslim olması halinde, kaçtığı günden itibaren teslimin gerçekleştiği güne kadar geçen süre dikkate alınarak, verilecek cezanın altıda beşinden altıda birine kadarı indirilir. Ancak, kaçma süresinin altı ayı geçmesi halinde cezada indirim yapılmaz.

 

(9) Yükümlülüklerin gereklerine ve denetim planına uygun davranan hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, 107 nci ve 108 inci maddeler uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir.

(10) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezaların infazına ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 2- 5275 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 3- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla koşullu salıverilmelerine bir yıldan az süre kalan;

a) Açık ceza infaz kurumunda bulunan,

b) Kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarını taşıyan,

iyi hâlli hükümlülerin talepleri hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilebilir.

(2) Koşullu salıverilmelerine bir yıl kala açık ceza infaz kurumuna ayrılma hakkını kazanan hükümlüler, bu infaz usulünden en fazla altı ay süreyle yararlanırlar.

(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 105 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmüne göre mahkûmiyet sürelerinin geriye kalan yarısı kamuya yararlı bir işte çalışmak suretiyle infaz edilmekte olan hükümlüler hakkında aşağıdaki şekilde işlem yapılır:

a) Koşullu salıverilme süresini tamamlamayanların cezalarının infazına 105/A maddesi hükümleri uyarınca devam olunur.

b) Koşullu salıverilme süresini tamamlayanların infaz dosyası 107 nci ve 108 inci maddeler uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir.”

MADDE 3- 5275 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

 

MADDE 4- 3/7/2005 tarihli ve 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanununun 15 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 15/A maddesi eklenmiştir.

“Elektronik cihazların kullanılması suretiyle takip

MADDE 15/A- (1) Şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetimi elektronik cihazların kullanılması suretiyle de yerine getirilebilir.

(2) İzleme, gözetim ve denetime ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 5- 5402 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 26/A maddesi eklenmiştir.

“Müdür ve müdür yardımcılığına atanma

MADDE 26/A- (1) Denetimli serbestlik müdürlüklerine, en az dört yıllık eğitim veren fakülte ve yüksekokullardan veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulunca kabul edilmiş yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar arasından yazılı ve Bakanlıkça yapılacak mülakat sınav sonucuna göre denetimli serbestlik müdür yardımcısı atanır.

(2) Denetimli serbestlik müdür yardımcılığı yazılı ve mülakat sınavı ile denetimli serbestlik müdür yardımcılarının denetimli serbestlik müdürlüğüne, denetimli serbestlik müdürlerinin denetimli serbestlik müdür yardımcılığına atanmalarına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 6- 5402 sayılı Kanunun;

1) Adı “Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu”,

2) 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “denetimli serbestlik ve yardım merkezleri ile koruma kurullarının” ibaresi “denetimli serbestlik ve koruma kurullarının”,

3) 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Danışma Kurulu” ibaresi “Denetimli Serbestlik Hizmetleri Danışma Kurulu”, “Denetimli Serbestlik ve Yardım Hizmetlerinden Sorumlu Daire Başkanlığı” ibaresi “Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı” ve “denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlükleri” ibaresi “denetimli serbestlik müdürlükleri”,

4) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi “Danışma Kurulu: Denetimli Serbestlik Hizmetleri Danışma Kurulunu”, (e) bendi “Daire Başkanlığı: Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığını” ve (g) bendi “Müdürlük: Denetimli serbestlik müdürlüğünü”,

5) 5 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “şube müdürlüğünün” ibaresi “müdürlüğün”, ikinci fıkrasında yer alan “Denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü” ibaresi “Denetimli serbestlik müdürlüğü”,

6) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Denetimli Serbestlik ve Yardım Hizmetlerinden Sorumlu Daire Başkanlığı” ibaresi “Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı”, “denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü” ibaresi “denetimli serbestlik müdürlüğü” ve ikinci fıkrasında yer alan “Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Danışma Kurulu” ibaresi “Denetimli Serbestlik Hizmetleri Danışma Kurulu”,

7) 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “şube müdürlükleri” ibaresi “müdürlükler”,

8) 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (e) ve (f) bentlerinde yer alan “Şube müdürlükleri” ibareleri “Müdürlükler” ve (d) bendinde yer alan “Şube müdürlükleri” ibaresi “Müdürlük”,

9) İkinci Kısım Üçüncü Bölüm başlığı ve 10 uncu maddesinin başlığı “Müdürlük”, aynı maddenin birinci fıkrasında yer alan “şube müdürlüğü” ibareleri “müdürlük”, “şube müdürlüğüne” ibaresi “müdürlüğe”, ikinci fıkrasında yer alan “Şube müdürlükleri” ibaresi “Müdürlükler”, üçüncü fıkrasında yer alan “Şube müdürlüklerinde bir şube müdürü” ibaresi “Müdürlüklerde bir müdür”, dördüncü fıkrasında yer alan “Şube müdürlüğüne” ibaresi “Müdürlüğe”, “Şube müdürlüğünden” ibaresi “Müdürlüklerden”, “şube müdürlüğüne” ibaresi “müdürlüğe”,

10) 11 inci maddesinin başlığı “Müdürlüğün görevleri”, aynı maddenin birinci fıkrasında yer alan “Şube müdürlüğünün” ibaresi “Müdürlüğün”,

11) 12 nci, 13 üncü, 14 üncü ve 15 inci maddelerinin birinci fıkralarında yer alan “Şube müdürlüğünün” ibareleri “Müdürlüğün”,

12) 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürü” ibaresi “denetimli serbestlik müdürü”, ikinci fıkrasında yer alan “şube müdürlüğünce” ibaresi “müdürlükçe”,

13) 17 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Şube müdürlüklerinden” ibaresi “Müdürlüklerden”,

14) 18 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Şube müdürlükleri” ibaresi “Müdürlükler”,

15) 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Danışma Kurulu” ibaresi “Denetimli Serbestlik Hizmetleri Danışma Kurulu” ve ikinci fıkrasının (r) bendinde yer alan “Denetimli Serbestlik ve Yardım Hizmetlerinden Sorumlu Daire Başkanı” ibaresi “Denetimli Serbestlik Daire Başkanı”,

16) 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “şube müdürlükleri” ibaresi “müdürlükler”, (c) bendinde yer alan “Şube müdürlükleri” ibaresi “Müdürlükler”,

17) 21 inci maddesinin başlığı “Müdürlük personelinin özlük işleri”, aynı maddenin birinci fıkrasında yer alan “Şube müdürlüklerinde” ibaresi “Müdürlüklerde”,

18) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Şube müdürlüklerinin” ibaresi “Müdürlüklerin”,

19) 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Şube müdürlüklerinde” ibaresi “Müdürlüklerde”,

20) 25 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “şube müdürlüklerinin” ibaresi “müdürlüklerin”, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan “şube müdürlüğünün” ibareleri “müdürlüğün”,

21) 27 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “şube müdürlükleri” ibaresi “müdürlükler”,

22) Geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “şube müdürü” ibaresi “müdür”, “şube müdürlüklerine” ibaresi “müdürlüklere”,

23) Geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Şube müdürlüklerinin” ibaresi “Müdürlüklerin”,

24) Geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “şube müdürlüklerinin” ibaresi “müdürlüklerin”, üçüncü fıkrasında yer alan “şube müdürlükleri” ibaresi “müdürlükler”, “Şube müdürlüklerinin” ibaresi “Müdürlüklerin”, “şube müdürlüklerine” ibaresi “müdürlüklere”,

şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 7- 5402 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 4- (1) Adalet Bakanlığının boş memur kadrolarından 3490 adedine 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunundaki sınırlamalara tabi olmadan atama yapılabilir.

GEÇİCİ MADDE 5- (1) Diğer mevzuatta “Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu”na yapılmış atıflar “Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu”na, “denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü”ne yapılmış atıflar “denetimli serbestlik müdürlüğü”ne yapılmış sayılır.

GEÇİCİ MADDE 6- (1) Bu Kanunla kadroları kaldırılan denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürleri, başka bir işleme gerek kalmaksızın denetimli serbestlik müdür yardımcılığı  kadrolarına  atanmış  sayılırlar.  Bu  madde  uyarınca  atanmış sayılan personelin yeni kadrolarına atanmış sayıldıkları tarih itibarıyla eski kadrolarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatlar, görev tazminatı, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarının (Bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır.); yeni atandıkları kadrolara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatlar, görev tazminatı, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması hâlinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atanmış sayıldıkları kadro unvanlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, kendi istekleriyle başka kurumlara atananlara fark tazminatı ödenmesine son verilir.”

MADDE 8- 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun (II) Sayılı Ek Gösterge Cetvelinin “4. BAŞBAKANLIK VE BAKANLIKLARDA” bölümünde yer alan “Cezaevi Müdürü,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Denetimli Serbestlik Müdürü,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 9- Ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar iptal edilerek 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ait bölümünden çıkarılmış; denetimli serbestlik hizmetlerinde kullanılmak üzere ekli (2) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ait bölümüne eklenmiştir.

MADDE 10- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 11- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 


 

Borçları Nedeniyle Cezaevinde Olanlara Tahliye Yok

 

Ceza İşleri genel Müdürlüğü Taahhüdü İhlalNedeniyle Cezaevlerinde Olan 18.000 hükümlünün tahliyelerini önlemek için Savcılıklara Görüş Bildirdi. Yazıda; İcra İflas kanunu 340. madde gereği (Ödeme şartını İhlal) Taahhüdü ihlal suçundan verilen 3 aya kadar Tazyik Hapsinin C.M.K 2/I maddesi tanımlar kısmındaki disiplin hapsi kavramı içinde olduğu İnfaz Tüzüğü 193/4. maddesinin \"Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları, tekerrüre esas olmaz, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz ve adli sicilkayıtlarına işlenmez\" hükmü ile tazyik hapislerinin hapis cezası niteliği bulunmayan zorlama hapsiolduğu dikkate alındığında hakkında disiplin veyatazyik hapsi bulunan hükümlülerin bu infaz usulünden yararlanamayacağı ifade edildi.

T.C.
ADALET BAKANLIĞI 
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü
Sayı : B.03.0.CTE.0.00.24.00/245/52525 12/04/2012
Konu : 6291 sayılı Kanun uygulaması 

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA 

6291 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna eklenen 105/A maddesinin uygulanması sırasında yaşanan tereddütler üzerine, ilgili Cumhuriyet savcıları ya da hâkimler tarafından Genel Müdürlüğümüze telefon edilerek yöneltilen sorulara ve uygulama sırasında dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin düşünceler, takdir ve karar yetkisi ilgili hâkimlere ait olmak üzere aşağıda belirtilmiştir.

1- 105/A maddesinin 2. fıkrasındaki “iradesi dışındaki bir nedenle” tabirinin yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptandığından açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacak hükümlüleri, ayırım yapmaksızın herhangi bir açık infaz kurumuna ayrılmayı talep etmesine karşın, kapasite yokluğu ya da başka nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan hükümlüler ile kendisine atfedilemeyecek vb. nedenlerle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan hükümlüler

2- Açığa ayrılma hakkı bulunmayan hükümlülerin (örneğin terör suçundan hükümlü olanlar, ya da disiplin cezası almış olup kaldırılması için gerekli süre geçmemiş olanlar vb.) sıfır - altı yaş grubunda çocuk sahibi olan kadın ya da hastalığı ATK raporuyla belgelenmiş hasta kapsamında olsalar bile uygulamadan yararlanma imkânlarının bulunmadığı, 

3- 105/A maddesinin 4. fıkrasındaki düzenleme gereğince; adli para cezasından çevrilme hapis cezaları infaz edilmekte olan hükümlülerin düzenlemeden yaralanabilecekleri sürenin hak ederek tahliye tarihlerinden geriye doğru hesaplanmasının gerektiği, açık ceza infaz kurumunda cezasının son 6 ayını kesintisiz olarak geçirme şartının bu hükümlüler için de geçerli olduğu,

4-Para cezasından çevrilme hapis cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin de, yararlanacakları süreler bihakkın tahliye tarihlerinden geriye doğru hesaplanmak suretiyle, 1. ve 2. fıkradaki düzenleme kapsamında bulundukları, 

5- Kanunda öngörülen şartları taşıyan yabancı uyruklu kişilerin de, talep etmeleri ve cezalarının infazını yapacak denetimli serbestlik müdürlüğünü belirtmeleri halinde Yasa’dan yararlanabilecekleri,

6- Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 193/4. maddesinin \"Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları, tekerrüre esas olmaz, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz ve adlî sicil kayıtlarına işlenmez.\" hükmü ile tazyik hapislerinin hapis cezası niteliği bulunmayan zorlama hapsi olduğu dikkate alındığında hakkında disiplin veya tazyik hapsi bulunan hükümlülerin bu infaz usulünden yararlanamayacağı,

7- Kanunun açık hükmüne rağmen düzenlemeden habersiz olmaları nedeniyle hükümlülerin süresinde müracaat etmemelerinin sonucu olarak kapalı ceza infaz kurumuna dönmek zorunda kalmamaları için, hükümlülerin ceza infaz kurumundan salıverilmelerinden önce yasal düzenlemenin ve zamanında teslim olmamanın sonuçlarının kendilerine hatırlatılmasının önem arz ettiği düşünülmektedir.
Bilgilerinize rica ederim.
Cevat GÜL
Hakim 
Bakan a.
Genel Müdür Yardımcısı

 
Bilgilerinize sunar çalışmalarınızda başarılar dilerim.

 


 

DENETİMLİ SERBESTLİK NEDİR (İLGİLİ MADDE)

 

Madde 231 - (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.

 

(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.

 

(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hal varsa bu da bildirilir.

 

(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.

 

(5) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K./23. md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.(*)

 

(6) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K./23. md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

 

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması,

 

b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

 

c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

 

gerekir.  (Ek cümle: 22/07/2010 - 6008 S. K./7. md.) Sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.

 

(7) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K./23. md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkum olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.

 

(8) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K./23. md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;

 

a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,

 

b) Bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,

 

c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,

 

karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.

 

(9) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K./23. md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

 

(10) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K./23. md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.

 

(11) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K./23. md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir.

 

(12) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K./23. md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir.

 

(13) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K./23. md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.

 

(14) (Değişik fıkra: 23/01/2008 - 5728 S.K./562. md.)(**) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz.

 


 

AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN

ÖNLENMESİNE DAİR KANUN

Kanun No. 6284

 

Kabul Tarihi: 8/3/2012

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Temel İlkeler ve Tanımlar

Amaç, kapsam ve temel ilkeler

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

(2) Bu Kanunun uygulanmasında ve gereken hizmetlerin sunulmasında aşağıdaki temel ilkelere uyulur:

a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, özellikle Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve yürürlükteki diğer kanuni düzenlemeler esas alınır.

b) Şiddet mağdurlarına verilecek destek ve hizmetlerin sunulmasında temel insan haklarına dayalı, kadın erkek eşitliğine duyarlı, sosyal devlet ilkesine uygun, adil, etkili ve süratli bir usul izlenir.

c) Şiddet mağduru ve şiddet uygulayan için alınan tedbir kararları insan onuruna yaraşır bir şekilde yerine getirilir.

ç) Bu Kanun kapsamında kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddeti önleyen ve kadınları cinsiyete dayalı şiddetten koruyan özel tedbirler ayrımcılık olarak yorumlanamaz.

Tanımlar

MADDE 2- (1) Bu Kanunda yer alan;

a) Bakanlık: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını,

b) Ev içi şiddet: Şiddet mağduru ve şiddet uygulayanla aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddeti,

c) Hâkim: Aile mahkemesi hâkimini,

ç) Kadına yönelik şiddet: Kadınlara, yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen cinsiyete dayalı bir ayrımcılık ile kadının insan hakları ihlaline yol açan ve bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan her türlü tutum ve davranışı,

d) Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı,

e) Şiddet mağduru: Bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışlara doğrudan ya da dolaylı olarak maruz kalan veya kalma tehlikesi bulunan kişiyi ve şiddetten etkilenen veya etkilenme tehlikesi bulunan kişileri,

f) Şiddet önleme ve izleme merkezleri: Şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmidört saat esası ile yürüten merkezleri,

g) Şiddet uygulayan: Bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışları uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişileri,

ğ) Tedbir kararı: Bu Kanun kapsamında, şiddet mağdurları ve şiddet uygulayanlar hakkında hâkim, kolluk görevlileri ve mülkî amirler tarafından, istem üzerine veya resen verilecek tedbir kararlarını,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Koruyucu ve Önleyici Tedbirlere İlişkin Hükümler

Mülkî amir tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları

MADDE 3- (1) Bu Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere mülkî amir tarafından karar verilebilir:

a) Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması.

b) Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması.

c) Psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi.

ç) Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.

d) Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkânının sağlanması.

(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a) ve (ç) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde mülkî amirin onayına sunar. Mülkî amir tarafından kırksekiz saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.

 

Hâkim tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları

MADDE 4- (1) Bu Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki koruyucu tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:

a) İşyerinin değiştirilmesi.

b) Kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi.

c) 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması.

ç) Korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.

 

 

 

 

Hâkim tarafından verilecek önleyici tedbir kararları

MADDE 5- (1) Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki önleyici tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:

a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.

b) Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.

c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.

ç) Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması.

d) Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması.

e) Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.

f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.

g) Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi.

ğ) Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi.

h) Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması.

ı) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması.

(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde hâkimin onayına sunar. Hâkim tarafından yirmidört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.

(3) Bu Kanunda belirtilen tedbirlerle birlikte hâkim, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirler ile 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar vermeye yetkilidir.

(4) Şiddet uygulayan, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla hâkim, şiddet mağdurunun yaşam düzeyini göz önünde bulundurarak talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir.

Suçlara ilişkin saklı tutulan hükümler

MADDE 6- (1) Kişinin silah bulundurması, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmasının suç oluşturması dolayısıyla ya da fiilinin başka bir suç oluşturması nedeniyle;

a) Soruşturma ve kovuşturma evresinde koruma tedbirlerine veya denetimli serbestlik tedbirlerine,

b) Mahkûmiyet hâlinde ceza veya güvenlik tedbirlerinin infazına ve bu çerçevede uygulanabilecek olan denetimli serbestlik tedbirlerine,

ilişkin kanun hükümleri saklıdır.

İhbar

MADDE 7- (1) Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı hâlinde herkes bu durumu resmi makam veya mercilere ihbar edebilir. İhbarı alan kamu görevlileri bu Kanun kapsamındaki görevlerini gecikmeksizin yerine getirmek ve uygulanması gereken diğer tedbirlere ilişkin olarak yetkilileri haberdar etmekle yükümlüdür.

Tedbir kararının verilmesi, tebliği ve gizlilik

MADDE 8- (1) Tedbir kararı, ilgilinin talebi, Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir. Tedbir kararları en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir.

(2) Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Ancak şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hâllerde, resen, korunan kişinin ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerin süresinin veya şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veya aynen devam etmesine karar verilebilir.

(3) Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Bu kararın verilmesi, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilemez.

(4) Tedbir kararı, korunan kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilir. Tedbir talebinin reddine ilişkin karar ise sadece korunan kişiye tebliğ edilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ilgili kolluk birimi tarafından verilen tedbir kararı şiddet uygulayana bir tutanakla derhâl tebliğ edilir.

(5) Tedbir kararının tefhim ve tebliğ işlemlerinde, tedbir kararına aykırılık hâlinde şiddet uygulayan hakkında zorlama hapsinin uygulanacağı ihtarı yapılır.

(6) Gerekli bulunması hâlinde, tedbir kararı ile birlikte talep üzerine veya resen, korunan kişi ve diğer aile bireylerinin kimlik bilgileri veya kimliğini ortaya çıkarabilecek bilgileri ve adresleri ile korumanın etkinliği bakımından önem taşıyan diğer bilgileri, tüm resmi kayıtlarda gizli tutulur. Yapılacak tebligatlara ilişkin ayrı bir adres tespit edilir. Bu bilgileri hukuka aykırı olarak başkasına veren, ifşa eden veya açıklayan kişi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili h&uu

Bu yazı toplam 2810 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.