1. YAZARLAR

  2. Bülent Elitok

  3. Abit İle Alim
Bülent Elitok

Bülent Elitok

Yazarın Tüm Yazıları >

Abit İle Alim

A+A-

Avukat güçlü deliller gösterilerek hırsızlıkla suçlanan müvekkilini yaratıcı bir savunmayla hapisten kurtarmak istemektedir. Mahkemede yargıca dönen avukat, 'Müvekkilimin arabanın camından içeri sol kolunu sokup bayanın kucağındaki çantayı aldığı doğrudur. Lakin olaya biraz farklı bakmakta fayda var. Müvekkilimin kolu bizzat kendisi değildir. Bir kolun işlediği suç için bütün bir kişinin cezalandırılması bana hiç de adaletli gelmiyor efendim' der. Yargıç düşünür ve gülümseyerek der ki: 'Peki o zaman ben de aynı mantıkla 'adaletli' bir karar vereyim. Müvekkilinizin sol kolu 1 yıl hapse mahkûm edilmiştir.' Yargıcın bu son derece kıvrak zekâyla verdiği kararı hayranlıkla izleyenler dalga geçer bir ifadeyle gözlerini avukata çevirirler. Avukat ciddi bir suratla seyircilere bir göz atar. Ardından gülümser. Müvekkilinin önce ceketini sonra protez olan sol kolunu çıkarmasına yardımcı olur, kolu mahkemeye teslim eder ve müvekkiliyle birlikte mahkemeyi terk eder. Beşeri adaleti başarı ile alt etme.

Ne güzel değil mi? Günümüzde bu tür uyanıklıklarla kısa yoldan çözüm üreten köşe  dönmeceler üzerine planlar yapıladursun, geçmişimizin üzerine yeni bir şeyler ekleyerek bina edilen yeni planlara ihtiyaç var bu memlekette.  Yani diyeceğim şu ki; çalışmadan olmaz, üretmeden kitabına uydurarak yapılan işlerle bir yere varamayız. Adam Profesör olmuş. Beş vakit namazını kaçırmıyor. Ezan okununca "ok" gibi fırlıyor yerinden, saçlarını bir o yana bir bu yana atarak, biraz da yana yatarak geri dönüyor 10 dakika önce bıraktığı dost meclisine. Sanırsın dinimizin tüm hükümlerini yerine getiren bir ilim ve irfan adamı. Yok cancağızım sadece kitabına uydurmak bütün çabası. Kitabın ortasından okuyor sadece. 

Oysa, ceddimiz, ne kadar övünsek az olan ceddimiz, nasıl bakmış olaya biliyor musunuz? Tamamen dürüst ve tamamen bilimsel. Hadi bakalım çok da uzak olmayan bir döneme:

Karluk Türkleri, 840 yılında, Uygurların egemenliğine son vererek Karahanlı Devleti’ni kurmuşlardır. Türkler bu dönemde din olarak İslamlığı kabul etmişlerdir. Türklerin İslamlığı kabul etmeleriyle birlikte yaşam biçimlerinde köklü değişiklikler olmuştur. İslam dininin okumaya, bilgiye, bilime ve bilim adamına büyük değer vermesi, Karahanlılar döneminde bilim ve kültür yaşamının gelişmesine yol açmıştır. Semerkant, Taşkent ve Buhara gibi kentler birer kültür merkezi olmuş, Farabi, İbni Sina, Biruni, Kaşgarlı Mahmut ve Ahmet Yesevi gibi kimi önemli kişiler yetişmiştir.

Selçuklu Devleti döneminde eğitime büyük önem verilmiştir. Medreseler, bu dönemde kurulmuş örgün eğitim kurumlarıdır. İlk medreseler 1040 yılında Tuğrul Bey tarafından Nişabur’da açılmış; bunu Alpaslan döneminde, 1067 yılında açılan Nizamiye medreseleri izlemiştir. Hızla genişleyen imparatorlukta memur gereksinimini karşılama; İslamiyeti yeni benimseyen Oğuzların inançlarını pekiştirme; dönemin aşırı mezhep propagandalarına karşı koyma ve din adamı yetiştirme; yoksul ve yetenekli öğrencileri topluma kazandırma gibi nedenler medreselerin hızla yaygınlaşmasını sağlamıştır. Medreselerin programlarında dinsel, yazınsal, felsefi derslerin yanında olgul (pozitif) bilimlere de yer verilirdi. Medreselerde, ilköğretimden yükseköğretime değin aşamalı bir eğitim uygulanıyordu. Gelir kaynakları vakıflarca karşılanan medreselerde, öğrenciler burslu ve yatılı olarak öğrenim görürlerdi.

Medreselerin hızla yaygınlaşmasının nedenleri nelerdir?

Selçuklular, medreselerin yanında ilköğretim düzeyinde de kurumlar açmışlardır. Küttap adı verilen bu kurumlarda okuma yazma, aritmetik gibi temel bilgiler öğretilir ve din eğitimi gerçekleştirilirdi. Küttaplar genellikle camilere bitişikti. Medreseler ve küttapların dışında Selçuklular, şehzade ve sultanlara danışmanlık yapmak, onlara eğitim vermek amacıyla deneyimli hocalardan yararlanmışlardır. Atabek adı verilen bu kişiler şehzadelerin yanında görevlendirilir ve onlara her konuda rehberlik ederlerdi. Atabeklik çok önemli bir görevdi ve atabek yüksek bir statüye sahipti.

Selçuklular döneminde ortaya çıkmış önemli bir eğitim kurumu da ahiliktir. Ahi, kardeş anlamına gelen bir sözcüktür. Ahilik, mesleki ve dini nitelikte bir lonca kurumu olup, küçük esnaf, sanatkâr usta, kalfa ve çıraklara meslek öncesinde ve meslek içinde yetişme olanağı sağlayan bir meslek eğitimi sistemidir. Ahilik anlayışı, küçük esnaf usta, kalfa ve çırakların mesleki dayanışmalarını, mesleklerini dürüstçe ve özenli bir biçimde yapmalarını ve meslekleriyle ilgili olarak en iyi biçimde eğitilmelerini sağlamayı amaçlamaktaydı.

Çırak, kalfa, usta aşamalarını içeren Ahilik sisteminde, yeterlik ve yeteneğe büyük önem verilirdi. Usta olmak için sınavdan geçmek gerekirdi. Ahilikte meslek eğitimi iş yerlerinde; ahlaki eğitim ise iş dışında, örgütün toplantı yerlerinde gerçekleştirilirdi. Bu eğitimi verenlere muallim, pir ya da ahi adı verilirdi. İslam dininin ve tasavvuf akımlarının el emeği ve alın terine büyük önem vermesi, bu sistemin, meslek üyeleri arasında olduğu gibi, toplum yaşamında da kolayca benimsenmesi ve örgütlenmesini sağlamıştır.

Meritokrasi de vardı ama yukarıdakilerden biraz farklı. Devlet yönetiminde "liyakat" diyordu. Osmanlı en iyi uygulayıcısı oldu bu sistemin yüz yıllarca. Ayırma, kayırma yok anlayacağınız. At binenin kılıç kuşananın. Abitini seven, alimine aşık.

Ertuğrul Gazi'nin Osman Gazi'ye vasiyetiydi, ilim adamlarını kendi yöresinde toplanmasını teşvik etmesi. Topla ki, hak olsun hukuk olsun, sadaka verilebilecek insan kalmasın memlekette.

Sanayi devrimi ile her şey ticarileştiği gibi, bilim de ticarileşti kanımca. İlaç firmalarına hizmet eden bilim adamları ile silah üreten firmaların CEO'su bilim adamları. Ancak unutulmamalıdır ki,  ticarileşen dünyada ilmini satan bilim adamı, memleketini sattı fiyatını bulunca. Bu nedenledir ki, evet "liyakat" ama aynı zamanda "sadakat". Kendine, milletine, inancına, atasına sadakat. 

Kalın sağlıcakla. 

Bu yazı toplam 679 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.