1. YAZARLAR

  2. Abdullah Çelik

  3. 1 Mayıs Üzerine
Abdullah Çelik

Abdullah Çelik

Yazarın Tüm Yazıları >

1 Mayıs Üzerine

A+A-

“Her eylem yeniden diriltir beni
 Nehirler düşlerim göl kenarında”
Kurucu Genel Başkanımız, öncümüz, Mehmet Akif İNAN’a rahmet ve minnetle..

Ülkemizde yakın zamanda, 22 Nisan 2009 tarihinde kabul edilen bir yasa ile resmi tatil ilan edildi. 
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün tarihçesini hatırlamak gerekirse:

“Sürecin ilk adımının 1856 yılında Avustralya'nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri çalışma saatlerinin azaltılması için başlattığı protestolara kadar dayanıyor. Ancak bu protestolar tarihte, ABD'nin Chicago kentinde işçilerin 1 Mayıs 1886'dan itibaren iş gününün 8 saat olması için başlattığı mücadelenin, 1889'da Milletlerarası İşçi Kardeşliği Teşkilatı’nın Paris Kongresi'nde "işçilerin ortak bayramı" olarak kabul edilmesine kadar uzanıyor. İşçilerin, 8 saatlik iş gününü kabul ettirmek için mücadelesi 1884'te başladı. Chicago'da, Trade-Unions (İşçi Birliği) Kongresi de 1 Mayıs 1886'dan itibaren normal iş gününün 8 saat olarak belirlenmesini kararlaştırdı. 1 Mayıs 1886'da ABD'nin büyük kentlerinde beş binden fazla grev ilan edildi. Polisle grevciler arasında çıkan çatışmalarda bir işçi öldü, çok sayıda işçi yaralandı. 3 gün süren gösteriler sonrasında sendikacılardan dördü idam, dördü ağır hapis cezasına çarptırıldı. Milletlerarası İşçi Kardeşliği Teşkilatı’nın 1889 Paris Kongresi'nde (II. Enternasyonalin 1. kongresi), işçilerin dayanışmaları amacıyla yılda bir günün ortak bayram ilan edilmesi benimsendi. Sendikacıların önerisi üzerine o gün ''1 Mayıs'' olarak belirlendi.”

Sendikacılığımızın, emek ve ekmek/özlük ve özgürlük mücadelemizin temelleri elbette ki bu cephenin dışında ve derinlerdedir. Bizim için mücadelemizin temellerinin 580’li yıllarda kurulan ve Efendimizin (sav) de bir dönem mensubu olduğu Hilful Fudul (Erdemliler İttifakı)’a kadar uzandığını belirtmek de fayda var.

Ülkemizde sendikal hareketler ve 1 Mayıs denildiğinde yakın geçmişte yaşananlar üzerinden, insanımızın zihninde kalanlar kavga ve çatışmaya dairdir. 1 Mayıs, sendikalar/çalışanlar adına sahaya inenlerin “İşçi Bayramı” adına sokakları terörize ettiği, cam çerçeve indirilen gün olarak insanımızın zihninde yer etmişti. Gerginlikten ve çatışma ortamından beslenen zihniyet her defasında buna bir bahane/kılıf da bulmuştur. Hiçbir şey bulamadıklarında ise kutlama yerine dair kendilerince bir dayatma ve gerginliğin fitilini ateşe
vermişlerdir.

Ve gelelim sendikal anlayışımızın ortaya koyduğu 1 Mayıslara.. Birlikte, bayram havasında, kardeşçe.. Emeğin, mücadelenin harmanlandığı Anadolu’nun bağrında şehirlerde: Çanakkale, Konya, Diyarbakır ve bu yıl Kütahya.. 

Neden Kütahya’dayız?

Hicri 4 Safer 1180 (Miladi 13 Temmuz 1766) tarihinde, Vali Ali Paşa huzurunda, Anadolu Eyaleti Kethüda Çavuşu Salih Ağa tarafından; Abdülkadir Çavuş, İbrahim Çavuş ve Müderrisinden Muhyizade Muhittin Efendilerin katılımı ile imzalanan” 1766 tarihli “Fincancılar Esnafı Anlaşması” Dünya tarihinde ilk toplu sözleşmedir. Önümüzdeki süreç için düşündüğümüzde, kamu çalışanlarını yakından ilgilendiren bir toplu sözleşmenin arafesindeyiz. Sahada çalışmalarına öncesinde başladığımız, toplu sözleşme adına ciddi bir çalışma hazırlığı yaptığımız süreçte, bu yılda birlikte, bayram havasında ve kardeşçe bir 1 Mayıs için Kütahya’da olacağız. Mehmet Akif İnan’ın besmelesiyle yeniden hayat bulan, yeni bir boyut kazanan mücadelemizin, onun ifadelerinde yer alan çoğunluğa ulaşan neferleriyle birlikte..

“Ölüm bir tohumsa kefen zarında
Gün olur fışkırır bir orman olur.”

Esen kalın.

 

Bu yazı toplam 1230 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.